Bir aydınlanma anı yaklaştığında, hayvanlar depremden önce gelen sarsıntıları nasıl hissederse, ben de bunun olacağını hissediyordum, hayatımı anlamaya başladığımda farkına varmıştım bu durumun. Beni kökten sarsacak, bir güzel silecek acı gerçek yüzünden korkuya kapılıyor, titriyordum, belki de bunun bir an önce olması için uğraşıyordum, kaçış yoksa bari bitsin, gitsin diye…
Hangi ateş, tarla farelerinin duvar kenarlarından fırladığı, dar orman yollarında dağ baştankaralarının rastgele ötüştükleri bir kış günündeki güneşin yerini tutabilir ki? Sıcaklık doğrudan güneşten gelir, yazın olduğu gibi topraktan yayılmaz ve karlı bir vadiyi aşınlarken güneş ışıklarını sırtımızda hissettiğimizde bu olağanüstü nezakete minnet duyar, kuytularda kalmış bu yere kadar ardımıza düşen güneşe şükrederiz.