Kitle Kıyımı...
Tasarlanmış duyguların canice geri planıyla nasıl karşılaşılabilir? İşgal altındaki Fransa'nın Oradour bölgesindeki SS askerlerini örnek alalım. Bölgeyi yakıp yıkarak bazı insanları öldürdüler. Bu olay, ölüme teslimiyetin insanın kendi duygularına geri dönmesini tamamen imkânsız kılıp klmadığı sorusunu ortaya çkartıyor. Ernst von Schenk'in verdiği bilgilere göre SS subayları bu gaddarca eylemi tam bir iç rahatlığıyla gerçekleştirmişlerdi. Köydeki bütün erkekler vurulduktan sonra, kadınları ve çocukları kiliseye götürdüler. Kilise ateşe verildi ve hepsi yakıldı. "SS subayları kadınları ve çocukları toplarken onlara cok iyi davrandılar. Anneler, onca korkulan bu adamların çocuklarına gösterdikleri şefkat karşısında etkilendiler; çocuklan okșuyor, kucaklarına alıyor, şakalaşıyor, genç babalar gibi özenle arabalarına yatırıyorlardı, öyle ki ölüme mahkûm edilen bu insanlar sanki bir șenliğe gider gibi peşlerinden güle oynaya gittiler. Hepsi bir araya toplandığında kilisenin kapıları kapatıldı. Artık kitle kıyımı başlayabilirdi.
Sayfa 78 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Üçüncü Reich döneminin toplama kamplarında görev ya-pan gözcülerin bedensel şikayetlerinden söz eden pek çok rapor vardır. Bunlar, başka insanların sıkıntısını seyretmeyi içten içe reddetmenin tepkilerinden başka bir şey değildir. Auschwitz'deki krematoryum yakınlarında seksen kişinin hunharca öldürülmesinin ardından SS müfreze komutanı Mußfeld tansiyonu yükseldiği için doktordan kendisini muayene etmesini istemişti. Kendisine buna az önceki olayın neden olduğu söylendiğinde şöyle bağırmıştı: "Teşhisiniz yanlış. Yüz kişiyi veya beş kişiyi öldürmüş olmak artık beni rahatsız etmiyor. Eğer gerginsem nedeni sadece fazla iömemdir." Bu insanlar için alkol elbette en sıradan kendini uyuşturma yöntemiydi, bazıları da acımasızlıklarını arttırıyor veya intihar ediyordu - intihar edenlerin sayısı hiç de az değildi. İnsanların ölüme teslim olduğunu ve bunu nasıl yaptıklarını görmek bize niçin o kadar zor gelir? Daha önce de değindiğimiz gibi göstermelik duygular aklımızı karıştırır.
Sayfa 73 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Klaus Barbie, yüksek düzeyde yetkili bu tür bir katile örnektir. Şiddet eğilimli bir ayraç olan babası öldüğünde Barbie yirmi yaşındaydı. O zamana kadar, memleketi Trier'daki komşularının yoksullara yardım eden iyi yürekli bir delikanlı olarak tanımladıkları, inançlı bir Katolikti. Babasının ölümünden sonra Hitler gençliğine katıldı. Böylece Dindar kimliğini, iki yüzlü ve intikamcı bir kimlikle değiştirdi. Hristiyan inancındaki insan sevgisine olan bu gençlik "bağlılığı" ve yoksullar için duyduğu misyonerce coşku, zayıflara ve düşkünlere yaşam Hakkı tanımayan bir doktrinin din tanımaz militanlığına dönüştü. Barbie, kariyerine eski Katolik gençlik grubundan arkadaşlarını ihbar ederek başladı. Yirmi iki yaşına geldiğinde SS güvenlik bölümünün bir üyesiydi. Belli ki dün zayıflardan yanayken ertesi gün onları küçümsemek ona zor gelmemişti. Kimlik değiştirme yeteneğinin ardında yalnızca özgün bir benliğin eksikliği bulunmuyor; yıkıcılığın oluşumunda ikisi birlikte etken oluyordu. İnsan kendisini insan sevgisine adayabilir ve ondan nefret edebilir. Çünkü belli bir sosyal grubun kurallarına itaat etmek, sadece iktidardan pay almak ihtiyacından kaynaklanmayabilir. Barbie örneğindeki şekliyle, kendini Hristiyanlığın kurallarına tabi kılmanın ardındaki biricik itki çaresizliği yenmek olabilir; çaresizlikle birlikte yaşamak değil. İşte, bu yüzden insan kendinden nefret eder.
Sayfa 54 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tam otuz yıl
𝚃𝚊𝚖 𝚘𝚝𝚞𝚣 𝚢ı𝚕 𝚜𝚊𝚊𝚝𝚒𝚖 𝚒ş𝚕𝚎𝚖𝚒ş,𝚋𝚎𝚗 𝚍𝚞𝚛𝚖𝚞ş𝚞𝚖. 𝙶ö𝚔𝚢ü𝚣ü𝚗𝚍𝚎𝚗 𝚑𝚊𝚋𝚎𝚛𝚜𝚒𝚣,𝚞ç𝚞𝚛𝚝𝚖𝚊 𝚞ç𝚞𝚛𝚖𝚞ş𝚞𝚖.
Alıntı
1918-ci ildən Azərbaycan qadınlarına səsvermə hüququ verən AXC...
İngilis katolikləri, yəhudiləri və işçilər XIX əsrdə səs vermək hüququna malik idilər. XX əsrin ikinci onilliyinə qədər qadınların səsvermə imtiyazı yox idi və yalnız 1928-ci ildə kişilərlə bərabər səsvermə hüququ əldə etdilər... Fransız qadınlar, kişilərdən yüz əlli il sonraya, 1945-ci ilə qədər səs verə bilmədilər; İsveçrədə qadınlar 1971-ci ilə qədər səs verə bilmədilər.
Sayfa 124 - Qanun Nəşriyyat·Kitabı okudu
Bütün Yahudiler mağdur veya kurban değildi. Mesela Başkan Rumbowski, güzelim evinde yeni karısıyla oturmuş, liste yapıyordu. Oysa ellerine sevdiklerimin kanı bulaşmıştı. Diğer taraftan bütün Almanlar da katil değildi. Örneğin, Herr Fassbinder, SS askerlerinin çocukları topladığı o meşum akşamda onlarca çocuğun hayatını kurtarmıştı.
Sayfa 320·Kitabı okudu