Mehmet Y.

Mehmet Y.
Ben, Mehmet Yılmaz (Samsunlu) Okuduklarımı duvarımda, yazdıklarımı yazar profilimde görebilirsiniz.
Okur-Yazar
Lisans
3823 okur puanı
Temmuz 2015 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·448 syf.·
2026 41. kitabı
Ahmet Ümit, Modern Türk Edebiyatı'ndaki en bilindik polisiye romanı yazarı. Ben de neredeyse bütün kitaplarını okumuş bir okuruyum. Yırtıcı Kuşlar Zamanı ise Ahmet Ümit tarzının bir romanı. Bu çok açık. Fakat kişisel olarak benim ayrıca sevdiğim Başkomiser Nevzat karakterinin merkezde olduğu bir roman olması daha da iyi hale getiriyor diyebilirim. Başkomiser Nevzat ve yardımcıları Ali ile Zeynep'in merkezinde bulunduğu olaylar örgüsü var. Hatta konu bu sefer doğrudan doğruya Başkomiser Nevzat'ın kişisel durumu ve geçmişiyle ilgili. Türkiye'nin son yıllarına damga vuran, bozulmuş devlet mekanizması, mafya bağlantıları gibi konuları esasta tutan romanın hayli akıcı olduğunu söylemem gerekiyor. Elbette bu, bir edebi şaheser değil. Bu nedenle altını çizecek satır bulamadım bile diyebilirim. Daha çok, bir film senaryosunu andırıyor. Ahmet Ümit'in tarzını bilenler için sürprizin olmadığı ama tatminin olduğu bir roman. Başkomiser Nevzat'ın olaydan yıllar önce öldürülen eşi ve kızının cinayetini bir tesadüf eseri olarak aydınlatma yolunda adım atabildiği olaylar örgüsü, ülkeye yerleşen Balkan mafyaları, faal ve emekli polisler, yeraltı dünyasından insanlar, emniyet, politika gibi konular üzerinde yoğunlaşıyor. Dediğim gibi romanı kendi tarzı içerisinde beğendim. Bulduğum boşluklarda okudum ve yer yer o kadar ilgi çekiciydi ki boşluklar oluşturdum. Yaklaşık on-on iki sayfa civarındaki kısa bölümlerden oluşması da onu daha okunabilir kılıyor. Umarım sinemaya da uyarlanır.
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Yaşamıma İstanbul gibi bir metropolde devam etseydim, nasıl bir hayatım olurdu diye düşündüğüm zamanlar oldu. Kalabalık, bitmeyen bir şehir telaşı, kimi zaman zorlayıcı maddi koşullar, trafik, fakat aynı zamanda sanata ve sanat çevrelerine yakın olabilmek. Bu durum mutlaka çalışmalarıma da yansıyacak ve ben şimdi ki ben değil, başka bir ben olacaktım.
Eflatun Kitaplar
2023 yılının son günleriydi. Yeni edindiğim, İranlı bir ressama ait edisyona uygun bir çerçeve bulmak için Kunduracılar Caddesi’nden geçip Balıkpazarı Sokak’ta daha önce gittiğim sanat malzemeleri satan dükkânın karşısındaki çerçeve dükkânına girdim. Dükkân kalabalık olduğu için sırada bekliyor, desen şablonları ve transfer baskı malzemelerine göz atıyordum. Bir kısmı arkamdaki ahşap dolapta duran malzemelere döndüğümde, duvarda çerçeveli birkaç resim dikkatimi çekti. Yan yana dizilmiş minik resimler, gri peyzajın içinde kusursuz bir denge içinde parlayan benekler ve yaklaştıkça boya darbelerinin oluşturduğu doku. Şaşkınlık ve heyecanla karışık bir duyguya kapıldım. Küçücük tuvallerdeki biçim, renk ve kompozisyon büyüleyiciydi. Resmin alt köşesindeki imzaya baktığımda henüz bilmediğim bir sanatçıyla karşılaştığımı anladım. Çerçeve seçimime yardımcı olan dükkân sahibi Faruk Bey’e resimlerin kime ait olduğunu sordum. Babasına ait olduğunu söyledi; Haydar Durmuş’a.
Eflatun Kitaplar