Fabrikanın o tuhaf ve geniş yalnızlığının bir parçasıydı sanki, çatının kirişi gibi. Bir an için kasvetli ve yumuşak göründü bana, kaygıları olan biri gibi, benim gibi, herhangi biri gibi. Akşamın o saatinde, binanın onun kapsayan yalnızlığında, her şeye rağmen aslında iyi biriymiş gibi geldi bana.
Uzun bir süre yürüdük. Hiç bitmesin istiyordum. İnsani bir müzikten oluşmuş mırıl mırıl bir sesle konuşuyordu sürekli. Ne sözcükler! Neler neler anlattı! Hiçbirini hatırlamıyorum. Mutluydum sadece. Ama yüreğimde ölüyordum. Öyle olsa gerekti.
Böyle oluyordu biri öldüğünde; Bir gün o da ölecek, dünyanın bir yerinde bir daha gerçekleşecekti bu. O orada olmayacaktı, ama gerekmiyordu orada olmak, çünkü bu bir anı olmuş olacaktı zaten. Ölmüş olacaktı, ama
hayatta olanlar bilinmez olmayacaklardı onun için, çünkü bir kez daha gerçekleşecekti bu, henüz yaşanmamış bir hayattan edinilmiş bir anı.