Zaman benim. Ama fark etmiyorum. Henüz içimdeki dürtüleri
anlamlandırmaktan acizim. Öğretilmiş duygularla kurduğum o
yarım yamalak dünyamda, ne kimi nasıl seveceğimi biliyorum,
ne kiminle nasıl sevişeceğimi.
Yaşadığım yeri cehennem yapan, hep yanlış anladıklarım ya da hiç anlamadıklarım.
Küfrüm kendime değil... Anlamamama. Ne işim var anlamadığım bir dünyada?
Bugüne kadar istediğimiz ve hayal ettiğimiz ve bildiğimizi sandığımız ve haklı olduğumuz hiçbir şeyde kazanamadık. Hep ama hep kaybettik. Olacak dediğimiz hiçbir şey olmadı. Korktuğumuz her şey başımıza geldi.
Ceplerimizde huzursuz hikâyeler. Belleklerimizde irini kurumamış yaralar. Tırnaklarımızın arası hayattan kazıdığımız kirlerle dolu. Ne geçmişe güvenimiz var, ne bugüne, ne de geleceğe... Ölülerimizi sırtımızda taşıyoruz. İnatla doğurmuyoruz. Çoğalmıyoruz. Geceleri daracık mezarlarda uyuyoruz. Gündüzleri ha öldük ha öldürdük diye korkuyoruz. Kötüyü gördük. Unutamıyoruz.