Korku nedir, artık hiç bilmiyorum. Bildiğim tek şey... Bu hayat bir ada... Hayırsız bir ada. Bizi ta ne zaman atmışlar bu adaya. Birbirimizi yiyoruz iştahla.
Asla takdir edilmedim; ne ailem, ne eleştirmenler, ne arkadaşlarım. Yazdıklarım da okunmadı aslında. Okunur gibi yapıldı hep. Ne demek istediğim dinlenmedi hiç. Yılmadım, bazen yazmaktan değil, kendimden vaz geçtiğim oldu elbette.
Yeryüzünde yaşayamadığım gibi, ölmem de uygun görülmedi.
Yalnızlığın da kemiği var – kırılabilen, çatlayabilen. Bunu bana sessizlikle uğraşan bir bilim adamı söylemişti. Gövdesinin içinde bir gökyüzü bulunduğuna inanıyordu ve eşinin gözlerinde gizlenen bir vitamini arıyordu yıllardır durmadan.