Evlerinde yiyecekleri yok, aynı pantolonu ve ceketi yıkatıp yıkatıp giyiyorlar, çocuklarının okul masrafını ödemekten acizler, kahvede ikinci çayı içecek paraları yok, karılarına bir tane eşarp, etek almamışlar, yarim ton kömürle bütün bir kışı geçiriyorlar, kıra borçları üç aydan aşağı inmemiş veya ana babalarının evlerinde oturuyorlar ama kadınlarını, kızlarını çalıştırmayacak kadar büyük gururları var.
Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek en müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?