Sibel Şensoy

Sibel Şensoy
@ssibelizmm
44 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Hekiminize danışmadan okumayınız!
Puan vermedi·443 syf.··
2020 90. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 22:15
Herkese merhaba Daha önce iki kez okunmayı deneyip yarım bırakmıştım bu kitabı. Hayatıma girme zamanını doğru ayarlayamamışım galiba:) Kitapların da insanlar gibi olduğunu düşünmüşümdür hep. Doğru zamanda doğru şekilde hayatımıza girmeliler... Ama kitabı okuduğum süre içerisinde defalarca yarım bırakma isteği kapladı içimi. Yine mi doğru zaman değildi yoksa :D Söylenerek başının etini yediğim arkadaşlarımdan özür diliyorum bu vesileyle :) Neyse gelelim kitaba... Hepimizin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimimiz bunu kaçırır ve hayatının içinde kurcalanarak ömrünü tüketir. Bazılarımızın ise gözü daha açıktır bunu farkeder ve böylece "yeniden yaşamaya" başlar. "Tanrılar okulu", Dreamer ile karşılaşması sonucu hayatı değişen veya belki de değiştirilen bir adamın yaşam yolculuğunu anlatıyor bize. Aslında bizden biri o. Hepimizin yaptığı kadar hata yapan, acı çeken, mutlu olabilmek için çırpınıp duran, zaman zaman hüzünle dalgalanan sıradan bir adam... Ama bir gün Dreamer ile karşılaşıyor ve hayatı değişmeye başlıyor. Kelimenin tam anlamıyla içsel yolculuğa çıkarıyor bizi kitap. O kadar biz ki anlatılanlar. O kadar hayat ki yazılanlar... Okudukça kendi hayatını, seçimlerini, yaptıklarını gözden geçirmesi gerektiğini hissediyor insan. Belki de çoğumuzun yapamadığı belki yapmaktan çekindiği bir iç hesaplaşma, kendi gerçeğiyle yüzleşme... En zoru kendimizle yüzleşmek değil midir zaten... En kolay da kendimize yalan söylemez miyiz biz... Bu tür kitaplar okuduğumda döner kendi hayatıma doğru bakarım hep. Neyi daha farklı yapardım şimdiki ben olsam diye düşünürüm. Ama sonra da şimdiki benin o yolculuk sonunda oluştuğunu hatırlayıp rahatlarım. Bazen zamanında, bazen nefeslenerek, bazen de çok geç kalarak ilerlemişim bugüne. Pişman değilim, yazarın 'aslında yok' dediği
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
Sibel Şensoy
Aslında görünmeyene şüpheyle baktığımız kadar modern tıbba da şüpheyle baksa, sorgulasa insanlar ne mantıksızlıklar, ne korkunç hatalarla karşılasacaklar. Butün mesele neye ne kadar inandığımız ya da inandırıldığımız.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekte, eşcinsellik ne bile bile seçilmiş bir sapıklık, ne de yazgısal bir lanettir. Belli bir durum içerisinde seçilmiş, yani hem birtakım dürtülere bağlı, hem de özgürce benimsenmiş bir tutumdur.
Sayfa 460
Edebiyat
Ahmet isimli okura yanıt verildi
Sibel Şensoy
Kapitalist sistemde ast-üst ilişkileri içinde üç kuruş para için çalışan kadının köle olduğuna katılıyorum. Ama o sistemdeki erkek de bir köle. Peki ya evlenmek, çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar? Tüm bu yazınızda görüyorum ki böyle bir kadına hiç ihtimal vermemişsiniz. Ama görmek kabul etmek istemeseniz de hayatta böyle kadınlar da var. Üstelik bunu bile isteye seçiyorlar ve mutlular. Zira evlenmek isteyen bir kadın her zaman evlenecek birini bulur. Ayrıca evli olup ihtiyacı olmadığı halde üretmek isteyen, kendi işinin patronu olan, sevdiği işi yapan kadınlar da var. Kendisini sadece eş ve anne olarak görmek istemeyen kadınlar. Eğer kadın çalışmayıp sadece çocuğuyla ilgilendiğinde harika bireyler yetiştiriyor olsaydı bunca şerefsiz ortada geziyor olmazdı kusura bakmayın. Annelik sadece çocuğunun başında durup dadılık yapmakla olmaz. Çoğu çalışmayan kadının kızlarına neden ''oku, çalış elin ekmek tutsun, benim gibi olma, benim yaşadıklarımı yaşama'' dediğini bir düşünün bence. Ve son olarak kocadan kocaya dağlar kadar fark var malum. Yanlış bir evlilik olduğunu sonradan anlayan bir kadın ne yapacak? Bırakın da kadın nerede olmak istiyorsa orada olsun. Onun yerini belirlemek kimseye düşmez!