ikra

ikra
@ssisyphus
23 Aralık 2002
36 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Bir insanla, bu kişi her kim olursa olsun, temas kurduğunuz zaman onun değeri ve ağırbaşlılığına yönelik nesnel bir değerlendirme yapmaya kalkmayın. Onun kötücül istemini, dar anlayış yetisini veya sapkın fikirlerini dikkate almayın. Birincisini yapmak, kolaylıkla ondan nefret etmenize, ikincisini yapmak ise onu hakir görmenize yol açabilir. Bunun yerine dikkatinizi, onun çektiği eziyetler, gereksinimleri, endişeleri ve acıları üzerine yoğunlaştırın. Bunu yaptığınız zaman daima ona karşı bir yakınlık hissedeceksiniz; onun duygularını paylaşacak ve ona karşı nefret veya küçümseme duymak yerine,İncil'in bizi davet ettiği tek duygudaşlığı yaşayabileceksiniz. Nefreti ve küçümsemeyi bastırmanın yolu, kesinlikle bir insanın sözde ağırbaşlılığını aramaktan değil bilakis ona bir merhamet nesnesi olarak bakmaktan geçmektedir. Arthur Schopenhauer
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
-insanin çevresinde duyduğu o ürkünç sessizliğe gelince, o da aynı şeydir. Yedi kattır yalnızlığın derisi; birşey işlemez içine. İnsanlara yaklaşırsın, dostlarını selamlarsın: Gene bir ıssızlık, gene bir tek bakış ;yok karşılık veren. Olsa olsa bir başkaldırma. Herbirinde başka türlü olmak üzere, bana yakın herkeste gördüm bu başkaldırmayı; sanırım, karşıdakini en çok yaralayan şey, aramızda bir ayrım olduğunu birdenbire sezdirmektir,
Felsefe
O güçlü çağlarda ozanların esin dedikleri şey nedir, 19. yüzyıl sonunda bunu açıkça bilen var mı?Yoksa, ben anlatayım. İçimizde azıcık boş inanç olmaya görsün, insanüstü güçlerin cisimlenmesi, yalnızca onların sözcüsü, aracısı olduğunuza inanmaktan kendinizi alamazsınız. İnsanı en derinden sarsan, altüst eden birşeyin birdenbire anlatılmaz bir doğruluk ve incelikle görülür,duyulur olması anlamına gelen "vahiy" sözcüğü var ya, bu olaya tıpatıp uyar işte. İnsan aramaksızın duyar, kimden geldiğini sormaksızın alır; bir şimşek gibi çakar düşünce. ... Bir derin mutluluktur, en büyük acılar, en korkunç şey orada karşıt etki yapmaz, tersine gerekli duyulur, istenir, bu ışık bulluğunda zorunlu bir renktir o da;biçimlerle dolu engin uzayları kaplayan bir ritim bağlantıları sezişi, -ki uzunluk, geniş dalgalı bir ritim gereksinmesi neredeyse esin gücünün bir ölçüsüdür, onun baskısını, gerilimini bir anlamda gidermektir... Hiçbir şey elinizde değildir, gene de bir özgürlük duygusu, bir saltlık, bir güç, bir tanrısallık fırtınası içindeymiş gibi olup biter hepsi... İmgenin, benzetinin artık size bağlı olmayışı işin ilginç yanıdır, imge nedir, benzeti nedir, hiçbirini bilmez olursunuz.
Felsefe
-töre üzerine-
Ama tam budur rahibin istediği, bütünün, insanlığın yozlaşmasıdır. Bu yüzdendir ki saklayıp korur yozlaşan parçayı, bunun karşılığı olarak da hükmeder ona../o yalancı kavramların, "ruh", "tin" ,"özgür istem", "tanrı" gibi, törede kullanılan kavramların anlamı, insanlığı fizyolojik olarak yıkmak değil de nedir?... Kendimizi korumayı, bedenin, yani yaşamın gücünü arttırmayı önemsemekten bizi alıkoyuyorlarsa, kansızlığı bir ülkü, bedeni küçümsemeyi "ruhun kurtuluşu" sayıyorlarsa, bunlar décadence'a götüren yol değil de nedir? Dengeyi yitiriş, doğal içgüdülere karşı direniş, kısacası "çıkar gözetmeyiş"! -töre buydu şimdiye dek..
Felsefe
İnsanlık dogru yolu bulmamıştır kendi başına, yönetilişi hiç de tanrısal degildir,tersine, o yadsıyan, o bozucu içgüdüler, décadence içgüdüsü onu baştan çıkarmış, hem de en kutsal degerleri arasında hüküm sürmüştür. Törel değerlerin kaynağı sorusu bu yüzden benim için en başta gelen sorulardan biridir; insanlığın geleceği bunun yanıtına bağlıdır çünkü. Aslında herşeyin en iyi ellerde yürütüldüğüne, tek bir kitabın, Kutsal Kitap'ın bize insan yazgısını yöneten tanrısal bilgelik üstüne en son çözümleri getirdiğine, ötesini düşünmemek gerektiğine inanmamızı istemek, gerçekçi bir dile çevrildiğinde şuraya varır. Bunun tam tersinin -o acinacak durumun-doğru oldugu, yani bugüne dek insanlığın en kötü ellerde kaldığı, en yeteneksizlerin, düzencilerin, öç güdücülerin, o "ermiş" dedikleri, dünyaya kara çalan, insanlığı lekeleyen kimselerin onu yönettikleri inancı su yüzüne çıksın istemiyorlar.
Felsefe