Ve o orucun ekmeli ise: Mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani: Muharremattan, malayaniyattan çekmek ve her birisine mahsus ubudiyete sevketmektir.
"Peki ısırganotu ne ister? Biraz toprak yeter, ne özen ne ekim ister. Sadece ot olgunlaştıkça tohumları döküldüğü için toplaması zordur. Hepsi bu. Isırganotu biraz çabayla yararlı hale gelecekken, ihmal edildiğinden zararlı bir ota dönüşüyor. O zaman onu kökünden koparıyorsunuz. Çoğu insan ısırganotuna benzer!"
Beg der ki: Taht üç ayak üzerindedir, hiçbir tarafa eğilmez. "Hareketim ve sözüm bütün halk için aynıdır". "Ben işleri doğruluk (könilik) ile hallederim; insanları bey veya kul olarak ayırmam, ben işleri bıçak gibi keser atarım, hak arayan kimsenin işini uzatmam."
Şirk ve dalaletin ve fısk ve sefahetin yolu, insanı nihayet derecede sukut ettiriyor. Hadsiz elemler içinde nihayetsiz ağır bir yükü zayıf ve âciz beline yükletir.
Ne mutlu o kocaya ki kadının diyanetine bakıp taklit eder, refikasını hayat-ı edediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.
Bahtiyardır o kadın ki diyanetine bakıp "Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim." diye takvaya girer.