Kısa üç öyküden oluşan kitap,1908 versiyonlu Ateş Yakmak ile okuyucuyu önce kibrin ve doğaya yabancılaşmanın mutlak yenilgisiyle sarsıyor.Akıl ve teknolojiye güvenen modern insanın,doğa karşısında ne kadar kırılgan olduğunu beyaz ölüm ile yüzümüze çarpıyor.Hemen ardından gelen 1902 versiyonu,bu karanlık tabloya bir umut ışığı yakarak,tecrübe,dikkat ve ders çıkarma ile felaketin önlenebileceğini,doğanın yenilmese bile onunla uyumlanılabileceğini kanıtlıyor.Ancak kitabın final öyküsü olan
Yaşama Azmi tüm medeni katmanları,aklı ve tecrübeyi bir kenara iterek bizi biyolojik özümüze indirger ve bu noktada insan artık düşünen bir varlık değil,sadece hayatta kalmaya kodlanmış vahşi bir organizmadır.London bu üçlemeyle medeniyetin ince bir kabuktan ibaret olduğunu eleştirirken,okuyucuya şu hayati dersi verir: Doğanın kayıtsız gücü karşısında hayatta kalmanın anahtarı ne sadece zeka ne de donanımdır.Asıl güç, kibri bırakıp kendi acizliğini kabul etmekte ve gerektiğinde bir kurtla dişe diş mücadele edebilecek o ilkel,vahşi yaşama tutkusunu serbest bırakabilmektedir. Jack London
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
5 öykü derlemesi olan kitap su gibi aktı.Öykülerin hepsi birbirinden çarpıcı,her biri ayrı bir psikolojik yıkımı anlatıyor.Aslında Zweig’i anlamak içinde iyi bir eser,ondan çokça izler görmek mümkün.
Ay ışığı sokağında aşağılanma arzusunu,cimriliği,tutkunun köleliğe dönüşmesini okuyoruz ve duygusal teslimiyetin,akılsızca işler yapmanın,kendini ve partnerini tanımanın önemini anlıyoruz.
Leporella’da cahillik içinde hayatta deneyimsiz kalarak,sevgisiz ve hoyratça büyümenin en ufak ilgi ve otoriteye karşı kişiyi nasıl hızlıca etkileyebileceğini ve aksiyonlarını ne kadar ileri götürebileceğini anlarken aşk ile sahip bulma içgüdüsünü karıştırmamayı öğreniyoruz.
Nişan’da bürokrasinin,büyük liderlerin,sarsılmaz denen ideolojilerin altında değersizleşen insan hayatını deneyimliyoruz.Zweig,ölüm nedeni ve hayat boyunca tutunduğu savaş karşıtı pasifist tutumunu haklı bulduracak bir öykü deneyimletiyor bizlere.Şan ve şeref koca bir yalandan ibaret dedirtiyor kanlı madalyonla.
Leman Gölü Kıyısında Olay ise başlı başına buruk bir his yaşatıyor.Yurtsuzluğu,kökünden koparılmayı,kaderin eline tutuşturduğu yalnızlığı iliklerimize kadar hissediyoruz.Zweig sürgün yıllarında yaşadığı hisleri anlatmış diye düşünüyorum bu noktada.Bu öykünün ağırlığını ise yerinden edilen ve geri dönemeyeceği bir yerin düşlerini kuran insanların çok daha iyi kavrayacağını düşünüyorum.
Avare’de ise kaçan bir karakteri mi okuyoruz yoksa özgürlüğü seçen birini mi bilemiyorum.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma