Seda Ayık

Eylemlerimizin kaynağı, kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli olmamızdadır. Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dönüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamaktan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur. En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.
Etrafınıza bakın; her tarafta vaaz veren solucanlar, her kurum bir misyonu dile getirir, tapınaklar gibi belediyelerin de mutlakları vardır, yönetimin ise yönetmelikleri - maymunların kullanımına yönelik metafizik… HEPSİ DE BÜTÜN İNSANLARIN YAŞAMINA ÇARE BULMAYA ÇABALAR.
Bir doğruyu, kendi doğrusunu elinde bulunduran kişinin yanında şeytan bile epey soluk kalır.