Deniz, bir kez daha, bizi bu kıyılara bırakıyor. Biz onun dalgaları arasında bir dalgayız yalnızca. O iletisini duyurmak için bizi yayıyor çevreye; ama biz kalbimizin ahengini kumlarda, kayalarda parçalamadan nasıl yapabiliriz bunu?
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... ama anlatamıyorum... bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyorum ama konuştuğumda bir bebeğin ıngaları gibi sesler çıkıyor ağzımdan.