Hiçbir hakikatin beni ondan uzaklaştırmasına tahammül edemeyecegimi anlıyordum. Ruhlarımız için en lüzumlu, en kıymetli olan şeyleri birbirimizde bulduktan sonra diğer teferruatı görmemezlikten gelmek, daha doğrusu büyük bir hakikat için küçük hakikatleri feda etmek, daha insanca ve daha insaflı olmaz mıydı?
Yabani sayılacak derecede yapayalnız, ruhumu sıkan, dağınık bir yaşamım vardı. Kimseyle arkadaşlık yapmıyor, insanlarla konuşmaktan kaçıyor, giderek kabuğuma çekiliyordum.