Metro 2034, Metro 2033’ün ardından gelen yılı anlatıyor olsa da ilk kitabın tam olarak devamı olduğu söylenemez. Çünkü bu kitapta işlenen konu ve maceralar ve bunları yaşayan kahramanlar ilk kitaptan tamamen farklı. Bu kitapta Artyom değil Saşa, Homer ve Hunter gibi karakterler var. Saşa, tek isteği babasıyla yaşadığı hapis hayatından bir gün kurtulup hayalini kurduğu sıcacık istasyonlara kavuşabilmek. Homer ise durgun bir hayattan ise ölse bile arkasında bırakabileceği ölümsüz bir hikaye için ilham perileri kovalamak için maceralara atılmaktan hiç çekinmeyen yaşlı ve görmüş geçirmiş bir karakter. Hunter’ı önceki kitabı okuyanlar bilirler. Orada pek ön planda olmayan, haberci ve kurtarıcı rolünde bir adamdı. Akıbeti de o kitapta ortaya çıkmamıştı. İşte bu kitapta neler yaşadığı ortaya çıkıyor. Kitap bu üç karakterin yollarının nasıl kesiştiğini, ortak bir macera ve görev için nasıl buluşup yoldaşlık ettiklerini anlatıyor. Onlara bu yolculukta Leonid, İstomin, Deniş Mihailovitç gibi karakterler eşlik ediyor.
Yer üstündeki nükleer felaketler ve radyasyon sonrası dünya yaşanamaz hale gelince kendilerini yeraltına atarak hayatlarını kurtaran insanlar için hala felaketler devam etmektedir. Kimi yerlerde radyasyonun içeri sızdığı istasyonlar varken, kimi yerlerde bu radyasyon ve felaketler sonrası mutasyon geçirip canavarlaşan yaratıkların istasyonlara sızıp sağ kalanlara saldırdığı sınır istasyonlar, insanların ölülerini bile rahat bırakmayıp tüketen leş yiyicilerin olduğu istasyonlar ve oksijensizlik, gıdasızlık, biyolojik atıklar gibi sebeplerden dolayı bulaşan ve önü alınamayan korkunç bulaşıcı hastalıkların olduğu istasyonlar. Bunların yanı sıra bu istasyonların hepsi barış ve dayanışma içerisinde yaşamaları gerekirken bir mücadele içerisinde kendi içlerinde de