Şimdi o, kendisine uzak bulduğu bu dünyada, ne kadar müthiş azaplar çekiyordu! Bunlara ne lüzum vardı? Neden böyle korkunç çemberler onu sımsıkı bağlıyor, neden ona yavaş yavaş, sindire sindire en öldürücü işkenceler yapılıyordu? Ne için, kim için?
Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; Umudun baharı umutsuzluğun kışıydı; Hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete
Örneğin askeri darbelerin yapıldığı veya diktatörlükle idare edilen toplumlarda bu durum söz konusudur. Böyle toplumlarda insanlar öfkeyle saldırgan aç ve çaresizdir. Bu öfke ve saldırganlığı toplumun başındaki gaddara gösteremedikleri için birbirlerine ve yabancılara gösterirler.
Seni diğerlerinden farksız yapmayı bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!