Başlangıçta, daha ilk algılarımızda ölümün bir parçalanma ve yok olma olduğunun ortaya çıkmasına, ardından da hem zamanın hiçliğini hem de her ânın paha biçilemezliğini ifşa etmesine karşın ölüm bizi zindeleştirir: Bize sadece boşunalığın imgesini sunsa da, bu boşunalığı mutlak haline çevirir ve bizi ona bağlanmaya davet eder. Böylece, “ölümlü” yönümüzü yeniden güçlendirerek kendisini tüm anlarımızın boyutu olarak gösterir - can çekişme- nin zaferi!