Sevgi Demir

Ateşi Sürekli Harla
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
Kitap sürekli yanması gereken ateşten bahsediyor. Bir ışığın sönmesi ne demek? Bir ışık sönerse geriye ne kalır? Karanlık mı? Karanlık ne demek? İnsan karanlıktan nasıl çıkar? Toplum bir karanlık içinde ise birey ne yapmalı? Şikayet toplumun neresinde rol oynuyor? Merkezine ne koymalıyız karanlığa meydan okuduğumuz anda? Ya çok soru sorabiliriz kitaba ve cevabını da çok güzel alabiliriz. Kitaba edebi bir kitap olarak bakmada önce birey olarak bu kitap bana ne katacak diye bakarsan işte o zaman alıcılar durmadan çalışır hale gelir. Çünkü ciddi anlamda bireyin eylemlerini nasıl yönetebileceği üzerine harika anlatımlar söz konusu. Toplum için sanat yapılan bu kitapta toplumun toplumla kalkınabileceğini çok kesin bir dille anlatıyor. İkna olmak mı? Bilemiyorum. Kitabı her gencin okuması gerektiğini düşünüyorum. Acaba benim rolüm ne bu dünyada? Sorusuna muhatap her insan bu kitabı okumalı. Kendini ne kadar bulur bilinmez ama en azından bir rol biçer diye düşünüyorum. Bir rol biçmese de bir meşalenin küçük bir parçası olmaya güçlü bir aday. Okumanızı sevgiyle öneriyorum.
Felsefe-Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,6bin okunma
Reklam
SIRADANIN SIRADANLIĞI
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2023 00:00
Kafka’nın bir cümlede kitabı saklaması muhteşem değil mi? Dönüşüm kitabının ilk cümlesi mesela. Ve bu kitabın son cümlesi: “Bir köpek gibi!” dedi, sanki utanç kendisinden sonra yaşamaya devam edecekti. Bir köpek gibi mi ölüm yoksa bir köpek gibi seyrediliş mi? Veyahut köpek gibi bir yaşamın hakkedilmiş köpek gibi bir ölümü mü? Bay K. nerede yanlış yapmıştı? Aslında çok yerde. Bay K. yaşadı mı? Ey Bay K. ve türevleri siz ne için yaşıyorsunuz?
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Karamazov Kardeşler Meselesi
Puan vermedi·1025 syf.··
Beğendi
·
2022 33. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2022 08:36
Karamazov Kardeşler Ne uzun bir serüven ama. İnsana ne büyük kapılar açıyor, insanı ne büyük meselelerle karşı karşıya bırakıyor, ne derin düşüncelere terk ediyor. Içinde henüz anlayamadığım meseleler arasında şimdilik sadece iki nokta çok dikkatimi çekti. Elbette çok başka şeyler anlatmış, derdini dökmüştür Dostoyevski. Derin bir insan zira. Konumuza dönelim: Kitap boyunca değinen ve kendince bir fikir yürüten Dostoyevski'nin fikir dünyasına ulaşabildiğim sorunlardan biri Kötülük problemi. Ne kadar derin ve ne kadar önemli bir konu olduğunu büyük filozofların bu konuda çokça yazılar yazmasından, tartışmasından ve hala günümüzde etkisini korumasından anlayabiliriz. Kötülük problemi zamanı aşmış ve günümüze değin aynı yoğunluk ve sorun ve cevapsızlık ve kaos ile gelmiştir. Son zamanlarda ilgilendiğim bir konu olması dolayısıyla da ilk okuyuşumdan farklı olarak Dostoyevski'nin de bu konuya önem verip kitabı neredeyse bunun üzerine kurması ve fikrini ortaya koyması da dikkatimden kaçmadı. Dostoyevski'ye göre diye bir cümle ile başlayıp onun bu konuda fikrini söylemek bana doğru gelmiyor açıkçası. Çünkü bence o da net bir cevap vermekten özenli kaçtı fakat düşüncesini karakterler üzerinden sezdirmekten de geri durmadı. Olayları takip edince ve olaylara verdiği sonuç ile aslında tam olarak ‘ben böyle düşünüyorum' diyor ama bazen de “acaba ben mi yanlış anladım?” dedirtiyor okura. Canım Yazarım:). Dostoyevski de kötülük problemine Tanrının varlığı ve yokluğu üzerinden değindi doğal olarak. Üç kardeş olan kitapta kardeşler; inanan, inanıp yaşamayan ve inanmayan karektere sahiplerdi. Bunun kitabın diğer her kurgusu gibi tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Olaylar, bunların yaşam biçimleri, karakterleri, psikolojileri, toplumsal karakterleri, genetik birikimleri, çevresel koşulları
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
EN SEVDİĞİM SERÜVEN
Puan vermedi·724 syf.··
Beğendi
·
2022 32. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2022 00:00
Bir serüven düşünün ki belli yerlerde sinirlenip belli başka yerlerde karakterlere acıyorsunuz. Belli yerlerde benliğinizi buluyor belli başka yerlerde bu da mı oluyor ya diye okuyup geçiyorsunuz. Anlamak adına çaba sarf ediyorsunuz, bu cümleler neden yazılmış diye okumaya çalışıyorsunuz. Sayfalar hiç durmadan çevriliyor, Selim'i bulmaya çalışıyorsunuz. Ölmüş Selim'i yaşatmak adına çözümler arıyor, Turgut'la konuşuyorsunuz. Turgut'a kızıyor, Selim'in ailesini yadırgıyorsunuz. Bazen Turgut oluyor bazen de Selim. Bazen Günseli bazen de sadece Selim'in ailesine sahip biri. Ya da bir okuyucu gözlemciliği ile hayatı okuyan zihnimizin maruz kaldıklarını eşleştiriyoruz ve kitap bize "tabi ya" dedirtiyor. Kitapta illaki oluyoruz. Nedeni belli aslında. Post-modern yazar Oğuz Atay. Ve biz hala post-modernizmin mirasçılarıyız. Bana kalırsa pek çıkamayacağız gibi. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabını eleştiren, Selim'e "şımarık çocuk", "ne istediğini bilmeyen" "iyilik de yaramıyor ki buna" diyen birçok yorum okudum. Okuyunca kitabı gözümün önünde bir kez daha canlandırdım. Sayfaları, çizdiğim yerleri aklıma getirdim. Ben mi çok cahilim ya da insanlar mı çok zeki dedim kendi kendime? Cevabını vermedim elbette. Ama Selim bir karakter değil sadece. O bir model. Kendi dönemi ve sonrası için bir model. Onu şımarık bir çocuk olarak yorumlamak Atay'ı anlamamak demek bence. Değeri verilmemiş bir kitap olmasına karşın bu şekilde acımasızca yorumlara maruz kalması üzüyor beni. Belli yerlerde konu dışı çıksa da vermek istediği mesajı Atay'ın, harikulade verdiğini düşünüyorum. Kimsenin yorumunu eleştirmek istemiyorum ama hoşa gitmedi diye 'kitap o kadar da mühim değil' diye yorum yapılmamalı. Üstünde durulup konuşulası pek konusu olan bir kitap.
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma