Sadece Kendine Müslüman’lar Var :))
İnsanlar Sizi Görmüyor Deği, Akışlar Stabil Normal Arkadaşlar 🙂 Sahte Takip Olayı’ndan Ayrışın Gerçek Okurlar Takibini Gayet İyi Yapıyor.. Size Değer Veren İnsanları Abartın 🙂
İzmir Geyik
04:12, Zemin Kat
Florasan lambanın stabil vızıltısı, kahve otomatının plastik bardağı hazneye düşürürken çıkardığı o mekanik sesle bölünüyor. Sabaha karşı sıfır dört on iki. Kampüs kütüphanesinin zemin katı, finallere bir gün kala uykusuzluktan gözleri kanlanmış, kafein ve dedikoduyla ayakta kalan yirmi yaş grubunun panayır yeri. Plastik masanın etrafında beş kişiyiz. Önümdeki anayasa hukuku notlarının üzerine, karton bardaklardan sızan kahve halkaları yapışmış. Konuşma, son iki saattir olduğu gibi yine aynı iki eksen arasında, bir sarkaç gibi gidip geliyor: Üst dönemden birinin ev partisinde yaşananlar, kimin kiminle arkadaki odaya geçtiği ve ertesi sabah geriye kalan o çiğ, estetikten yoksun detaylar. Masadakilerle aynı yaştayım, kağıt üzerinde yirmi birim; ancak onların o vahşi anlatma arzusuyla mahrem olanı masaya meze yapışlarını izlerken, içimde otuzlarında bir kadının bıkkınlığı ve mesafesi var. Kurulan her cümlenin, havaya fırlatılan her kahkahanın aslında bir üstünlük kurma ya da kendi içlerindeki o derin yetersizliği kapatma çabası olduğunu görmek için akranlarımın o gürültülü dünyasına ait olmamak, o zihinsel mesafeyi korumak yetiyor. "Şuna baksanıza," diyor yanımdaki, çenesini otomatların arkasındaki koridora doğru uzatarak. Bakışlar tek bir noktada kilitleniyor. Koridorun sonundaki masada tek başına oturan, hırkasının kolları ellerini kapatmış, saçları darmadağın bir kız öğrenci var. Önündeki kalın kitaba gömülmüş, dünyadan habersiz not alıyor. Masadaki ses tonları aniden vites yükseltiyor. Kelimeler hafif birer alayla başlıyor, saniyeler içinde acımasız birer infaza dönüşüyor. Kızın giydiği eski hırkadan girip, kampüsteki yalnızlığından çıkıyorlar. O isimsiz, zararsız kıza yöneltilen bu kolektif gaddarlık, masadakileri birbirine bağlayan yegane tutkal o an. Birini
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
duygudurumun stabil olduğu ve rutinlerin uygulanabildiği evren🤲🏻
İnsan ve Duygular
Ölüme bu kadar yakınken bile Seni diledim yaşamayı değil Ve hayatımın her karesinde Senin yerin stabil ;) Ve ben...Yine sana yazdım -AJA
Alıntı
Hayatta en zorlandığım şeyler
‘A’ harfiyle başlayan yazarları okumak Attila İlhan Ahmet Hamdi Tanpınar vs Düdüklü tencerede su miktarı ayarlamak Bakım,çocuk,ilişki sorumluluğu almak Toplum norm ve geleneklerine uymak Güvenmek Başkasının evınde yemek yeme /uyuma Kısıtlanma,hesap verme,açıklama yapmak Yoğun ısrar karşısında sebatli kalmak Stabil olarak sürekli birileriyle iletişimde kalmak ve buna mecbur hissettirilmek Kitap okumadığı gibi,okuyanlara saygı duymayıp eleştirenlerle aynı havayı solumak X Duygularını söyleyemeyecek kadar iletişim özürlülerle karşılaşmak Her şeyin farkında olup bilmiyor gibi davranmak isterken tutamayıp her şeyi söylemek Kovalar ve yaylar dışındakilere tahammül etmek
İnsan ve Hayat
1000Kitap ın geliştiricilerinin, kullanıcıların uygulamayı ne amaçla indirdiğini tamamen unutup her yeni güncellemede sisteme adeta birer kaos bombası bırakması gerçekten eşsiz bir mühendislik başarısıdır. Normal şartlarda bir uygulamanın yenilenmesi demek hatalardan arınması ve daha akıcı hale gelmesi anlamına gelirken, buradaki her sürüm notu, ekranı daha da anlaşılmaz kılan bir arayüz karmaşasını, algoritmayı tamamen felç eden absürt özellikleri ve kullanıcının sabrını zorlayan teknik anlamsızlıkları beraberinde getiriyor. Teknik ekibin, sistemin stabil çalışmasından ve sadelikten kelimenin tam anlamıyla nefret ettiğini, her güncelleme döneminde "Bu hafta uygulamayı daha da içinden çıkılmaz hale getirmek için hangi gereksiz kodu yazmalıyız?" diye özel bir çaba sarf ettiğini düşünmemek imkansız. Yapısal bütünlüğü bozmak ve kullanıcıyı işlevsel bir alandan koparıp sürekli yönünü kaybettiren bir karmaşanın içine fırlatmak üzerine kurulu bu ısrarlı deha, platformun asıl misyonunun hayatı kolaylaştırmak değil, insanı bilerek ve isteyerek dijital bir cinnet eşiğine getirmek olduğunu kanıtlıyor. Sonuç olarak, her yeni güncellemeyle birlikte kullanıcı deneyimini profesyonelce sabote eden, sistemi bir adım ileri taşımak yerine her defasında daha büyük bir yapısal çöküşe imza atan bu istikrarlı vizyonsuzluğu hayranlıkla izliyoruz. Benim tavsiyem, uygulamayı 2021'e geri döndürün, bir anda 10 yıl ileri gitmiş olursunuz.
1000Kitap