Puan vermedi·72 syf.··
2026 114. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 11:19
Cuniçiro Tanizaki Gölgeye Övgü eserinde doğunun ve batının düşünce algısını, duyusal ve duygusal yapısını mimari ve ışık üzerinden anlatarak; iki kültürün ve tarihsel mirasın kendi coğrafyası ve zamanına etkisi anlatılmıştır. Buradan hareketle eser okuyucunun art belleği doluysa küçük bilgi demetleri sunarken, eğer dolu değilse sadece dil ve anlatım olarak sade bir eser okumakla yetindiği söylenebilir. Eserde yer yer batı-doğu çatışmasını bilim-mistisizm üzerinden değerlendirmeye tabii tutacak noktalar bulunabilirken; bir yandan da Japon kültürünün sadeliği, nezaketi ve mirasi zenginliği hakkında nüveler sunmaktadır. Bu sunuşun okuyucuya olan etkisi zihinsel bağlamda düşünüldüğünde coğrafyanın, sanata-mimariye olan etkilenimleri de görülmektedir. Sonuç olarak; Cuniçiro Tanizaki Gölgeye Övgü eserinde hem bir çatışmayı anlatımı sağlarken hem de japon kültürünün sadeliği biçiminde kale almıştır. Böylelikle yazar kendi köklerinin izinden giderek baskın, dominant ya da soğuk bir dil yerine sade, stabil ve betimleme olarak yoğun diyemeyeceğimiz bir eser ortaya koymuştur. Bu sakinlik ve durulukta yine Japon kültürüne atıf olarak algılayabiliriz.
Gölgeye ÖvgüCuniçiro Tanizaki · İthaki Yayınları · 20222,967 okunma
5/10
·272 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:10
Kitaba başlamadan yazarla başlayıp sonra kitap hakkındaki görüşlerimi yazacağım. Kazuo İshiguro sevdiğim bir yazar değil. Onun öksüzlüğümüz kitabını zorla bitirdiğimi söyleyebilirim. O günden sonra da bir daha hiçbir kitabını okumamaya kararlıydım. Distopik eser ararken karşıma çıktı bu kitap bir şans vereyim dedim ve okudum. Kitabımız Kathy karakterinin anlatımı üzerinden ilerliyor. Anı defteri gibi ama değil. Yurtta kalan çocuklar var ve bu çocuklar o yurtta bir amaç üzerine yetişiyorlar. Yaşları gelince önce bakıcı sonra bağışçı oluyorlar. Kitap beni ilk sayfalarda cezbetse de ortada sinirden küplere bindirdi. Son kırk sayfa da olmasa daha çok eleştirirdim herhalde. Olaylar inanılmaz stabil ilerlediği halde sonunda neden bağışçı bunlar bunu öğrenebiliyorsunuz ama o bile tam açıklanmamış yüzeysel. Bazı gerçekler korkunç gelmesine karşın distopya eserden çok kurgu olduğunu düşündürdü. İçinde bir olay, aksiyon, başkaldırı arıyorsanız yok. Sadece teması ilginç. (Spoiler vermemek adına açıklamıyorum) Japon bir yazarın eserlerini İngiltere de İngilizler üzerine yazması durumu beni irrite ediyor. Bu kadar güzel bir kurguya bu denli basit günlük yaşam dedikodusu yakışmamış. Yine şaşırtmadın beni İshiguro. Keyifli okumalar…
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·161 syf.··
2026 26. kitabı
Bu kitabı hisleriniz uyuştuğu bir zamana denk getirip okursanız sayfalarda gezinen o kekremsi tadı ruhunuza boca ederek durumu stabil hale getirebilirsiniz. Her kitaptan da fayda devşirmeyiverelim. Edebiyatımızda kendisine şiir dedirten kitabımsıların içinde bu eser de sarhoşken bağıran adamlara hislenip katılmak kabilinden var olmuş olsun. Ne olur yani!
Cinnetim CennetimdirBülent Akyürek · Fincan Yayınları · 2010148 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2026 36. kitabı
Herkese yeni haftanın ilk gününden merhabalar.Şu sıralar hem yoğun hemde bol koşturmalı geçsede yinede kitaplarımdan ayrılamam diye heryere benle geliyorlarYinede okuduktan sonrada pişman olmadığım kitaplara denk gelmek bence gerçekten artık büyük ayrıcalık oldu.Çünkü bu kitap büyün tabuları yıkmaya gelmiş adeta.Hadi konusundan bahsedeyim. Kitabın daha ilk sayfalarından bol aşiret ve töreli bir kitap okuyacağımızı düşündürtüyor evet yok mu tabi var ama bu sefer farklı.Ezman ve Asmin kardeşlerinin kaçması nedeniyle kimseye zarar gelmemesi için berdel kararıyla evlenirler.Ezman ağa aslında törelere baş kaldırmak için memleketini terk etmiş Londra’da yaşamını devam ettirir.Ama annesinin ısrarıyla tatile gelir ve kendini bir anda nikah masasında bulur. Nasılsa formalite icabı olarak gördüğü evliliği daha karısıyla göz göze geldiği ilk anda vurulmasıyla işler birazcık değişir.Ağa dediysek hani bu öyle sert ağalardan değil bir iç sesi varki evlere şenlik.Mizahı yüksek bol eğlencesi olan bir çatışması vardı. Ağamızın yaptığı hataları saymakla bitiremesemde Asmin’i bırakıp Londra gittiğinde başlıyor.Ağamızın sevgilisi olsada sevmiyor ama sırf vicdan için gitmeye kalkıyor acı gerçekle birde orda yüzleşiyor.Aslında ters masal olması o zamandan başlıyor ve olayların en başında olması gerekenler sonlara doğru oluyor.Eh Asmin kızım sende bu azimle iyi başardın dedirtti okumak istemesi ve bunu şart koşması çok iyiydi. Üstüne üstlük Ezman ağanında sürekli annesine Asmini savunması daha da keyfimi yerine getirdi.Birbirlerine karşı hem çekişmeli hemde tutkulu olmalarıysa daha da sevimli oldu bence. Kavgalarıda stabil olmadı aşklarıda ben özellikle iç sesle yaşanan tartışmalar ve özellikle alışılagelmiş “Ağa” kavramından uzak olmasını daha çok sevdim.
Ters MasalHatice Yılmaz Işıktaş · Kaktüs Sanat Yayınları · 202526 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:58
Herkese selammm kara mizahla harmanlaşmış bir fantastik kurgu kitabının yorumuyla geldimm. ilk önce eserin içeriğine değinelim sonrasında kendi hissettiklerimi de paylaşırım Hermes 35 yaşında takıntıları olan düzeni ve temizliği hastalık derecesinde seven genç bir adamdır.Temizlik ve düzen takıntısı o kadar odak noktası olmuştur ki,hiç arkadaşı olmayan sevdiği kıza açılamayan evine insanları çağıramayan bir adama dönüşmüştür.Evinden işine,işinden evine sade va stabil bir hayat süren Hermes iş yerinden bir arkadaşının ölümüne sebep olunca vicdan yükünden kurtulamanın yolunu intihar etmekte bulur.Birinin ölümüne sebep olan her insan gibi oda artık zebanilerle dolu bir cehennemde açacaktır gözlerini hemde bir şeytanın asistanı olarak.Cehennem dediysem öyle gerçek hayatta anlatıldığı gibi düşünmeyin sakın kola içen zebaniler,kitap okuyan şeytanlar,bilgisayarlar,holdingler,evraklar daha nicesi karşılıcak sizleri. Şimdi gelelim kitabın bana düşündürttüklerine.Konusu bence çok güzeldi.fantastik kurguydu ama bana yaşamanın önemini birkez daha hatırlattı diyebilirim.Güzel esprileri vardı.Tebessüm ettirse de gülmeme yetmedi bir arkadaşım kahkaha attığını söylemişti.Kitabın en sevdiğim yeri finali ve ortalarında Hermes in zaten yaşayacağım ne kadar yıldı ki bunu bu kadar boşa harcamışım diye duyduğu hayıflanma oldu.Hatta beni bile derin bir sorgulamaya itmeye yetti bu cümle. Finali de beni şaşırtmadı ama hep böyle bir son olmasını istedim istediğim şekilde de oldu mutlu bir şekilde bitirdim eseri . Benim için güzel bir maceraydı severek okudum evreninden çıkmak istemedim alışmıştım Hermese keyifli okumalar.
Şeytanın AsistanıLiz D. K. · İthaki Yayınları · 202614 okunma
Dijital Ayraç - Bölüm 7: Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·431 syf.··
2026 18. kitabı
Özgür Ruhun Trajik Teslimiyeti: Piraye Uzun zamandır bir karakteri okurken bu kadar sinirlendiğimi, nabzımın hiç stabil kalmadığını ve kalbimin bu kadar sert zikzaklar çizdiğini hatırlamıyorum. Canan Tan'ın "Piraye" romanının kapağını kapattığımda içimde derin bir sessizlik değil, koskoca bir isyan vardı. Normalde bu platformda her kitabın hayatımıza bir şeyler katacağına inanarak naif incelemeler yapmaya çalışırız. Ama ne üslubuyla ne konusuyla ne de karakterleriyle elle tutulur hiçbir yanı olmayan, neresinden tutsak elimizde kalan bir hayal kırıklığı oldu benim için. Görüp görebileceğim en iradesiz, en tutarsız karakterlerden biri Piraye. Özgürlük, hak, adalet, eşitlik gibi kavramlar sadece dilinde; yaşamının hiçbir yerine dahil etmemiş bu değerleri. Hayatın akışına kendini öyle bir kaptırmış ki, koca bir ömrü sadece "Acaba hangisiyle evlensem?" diye düşünerek, her sene başka bir "yakışıklı" beyin ona aşık oluşunu seyrederek geçiriyor. Sözde özgürlüklerin kadını, onu kısıtlayacak hiçbir şey istemez... Ama Haşim onu kısıtladığında hemen affetmeyi bilir, kendine "Haşim'in Piraye'si" demekten zerre çekinmez. Hele o Haşim'in eski sevgilisiyle konuşurkenki küçülmesi, adeta "istersem onun eşini de elinden alırım" iması... Bir insan ancak bu kadar alçalabilir. Ve her şeye rağmen, kendine rağmen evleniyor Haşim'le. "Denemezsem pişman olurum" diyor. Kumar mı oynuyoruz Piraye, evliliğin neyini deniyorsun? Aşık olsa bu aptallıklarını bir kalıba sokup anlayacağım ama aşıkmış gibi de davranmıyor. Bu düpedüz tercih edilmiş bir aptallık. Haşim ise baştan aşağı bir hayal kırıklığı. Kendi kararlarını dahi tek başına veremeyen, evlenene kadar alttan alıp evlendikten sonra Piraye'nin gururunun ayaklar altına alınmasına seyirci olan bir adam. Ve nihayetinde o aptal erkeklik egosuyla
1000Kitap
PirayeCanan Tan · Altın Kitaplar · 201350,4bin okunma