Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Birtakım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de muhteşem olur bu şekilleniş.
Bir gün unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun
sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Büyük acılarla tutuştuğum
gün
Çok uzaklarda da olsan
yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur, Tanrı'ya kavuştuğum
gün
Beni unutma...