İnsan bazen yaşadığı şeyleri anlamlandıramaz. Lakin hiçbir şey de yapamaz oturur bir kaldırıma öylece bakar, sadece olan biten her şeyi izler. Artık öyle bir yorulmuştur ki orada canını almaya kalksalar bile ebediyete yeminliymiş gibi izlemeye devam eder. Bazen bazı şeyleri kaldırmayabiliriz, hatta belki hiç kalkamayacak kadar sert de düşebiliriz bunlar olağan şeyler. Yinede size bir tavsiye vereyim, siz o kaldırımda çok kalmayın kalkın evinize gidin. Eviniz her kim veya her neresiyse.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.