Booker ödüllü İsrail stand up'ı
Puan vermedi·216 syf.··
2026 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:30
Bu kitap ve "Ülkenin Sonuna" kitabını yorumlarından habersiz okuma listeme almıştım. Esas sebebim sitedeki önceki incelemelerde de dikkat çekildiği üzere yazarın kimliği ve görüşlerini, deneyimlerini merak etmemdi. Artı ve eksiler listesi yapmak istiyorum. Stand up gösterisi izlemeye bayılırım, kitap iki saatlik bir gösteri formatında ilerliyor ve bu gerçekten okumayı enteresan kılıyor. Başta hiçbir bölüme ayrılmaması korkutmuştu ve nerede mola vereceğime karar veremiyordum ama sonra alıştım. Yine de pek normal stand up'lara benzemiyor yazar hiç gösteri izlememiş mi dediğim de oldu. Bu şovları beğenip beğenmemeniz okuma deneyiminizi etkilemeyecektir. Kitabı kafamda üç bölüme ayırdım. Ve bunlardan en yoğunu tabii ki son parçaydı. Gereğinden fazla uzatıldığını hissettim bu kısım belki de biraz ayarlabilirdi. Ne yazık ki elim bir türlü kitaba gitmedi, iki yüz sayfalık kısa bir kitabı bitirmem günlerimi aldı. İçerisindeki şakalar vb. derken kültüre dair birçok bilgi edindim, bu kesinlikle çok hoştu. Okuduğum için pişman değilim. Fakat booker ödülünü nasıl almış onu da çok anlamış değilim.
Bir At Bara GirmişDavid Grossman · Siren Yayınları · 2018807 okunma
7/10
·
Beğendi
Bugün masamı, modern sosyolojinin "kalabalıklar içindeki yalnız insan" tezini tek bir cümleyle çürüten, edebiyat dünyasının en hijyenden uzak ama bir o kadar da zihin açıcı antikahramanıyla paylaşıyorum: Garip Galip ️ Erdi Erden’in kaleminden çıkan bu 140 sayfalık novella, postmodern yabancılaşmayı öyle absürt bir kara mizahla ele alıyor ki, kendinizi aynı anda hem bir edebi sempozyumda hem de bir stand-up gösterisinde bulabiliyorsunuz :) TCDD misafirhanesinde inzivaya çekilmiş ve bir kütüphanede memurluk yapan Galip yer alıyor. Galip, varoluşsal sancılarını fularıyla saklayan o bildik entelektüellerden değil; sosyal normları ve temel kişisel bakımı tamamen reddetmiş bir kütüphane memuru. Dilsel sermayesi ise tek bir kalıba sıkışmış durumda: "Hadi ya!" Sıklıkla bu tepkiyi veriyor her şeye:) Ancak dışarıdan "duvar" gibi görünen bu adamın iç dünyası, yapısalcı bir eleştirmenin rüyası gibi. Galip, kütüphaneye gelen okurların profil fotoğraflarından antropolojik yaş tayini yapıyor, ödünç aldıkları kitaplardan onlara alternatif edebi kaderler uyduruyor. Benim için çok farklı ve keyifli bir okuma deneyimi sundu. Yazarı tebrik ediyor, bizi Galip ile tanıştırdığı için kendisine çok teşekkür ediyorum.
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rezalet Bir Çeviri
Puan vermedi
Kitabın çevirisi aşırı özensiz, kötü ve hatta hatalı. Ayrıca metinde çok ciddi bir eksiltme de var; yaklaşık %30 - %40 arası bir kırpma söz konusu. Çevirmen berbat bir iş çıkarmış. Bunu herhangi bir yapay zekaya - hatta Google Çeviriye bile çevirtip okumaya kalksak daha iyi sonuç alırız. Çeviriden birkaç örnek vermek istiyorum. 1-) Orijinal kitaptan bir cümle: "The garden was overgrown, full of red-flowering oleanders and with Asiatic pines round a ruined fountain." Türkçe çevirisi: "Sütunlarla dolu bahçe ise oldukça bakımlı görünüyordu. Harap olmuş bir çeşmenin etrafı çeşitli çiçeklerle doluydu." Burada "overgrown" derken = yani bahçedeki otlar büyümüş, yabani otlar sarmış, BAKIMSIZ kalmış diyor. Bunu "Bakımlı" olarak çevirmek için gerçekten kötü ve yanlış çevirmeye çaba harcamış olmak lazım. 2-) Orijinal dilde bir betimleme: "...with moving wrinkles under them as though the whole lower part of his face were on a hinge." Yani karakter konuşurken yüzünün alt kısmının / çenesinin, bir menteşeye bağlıymış gibi hareket ettiğini söylüyor. Bu zihinde kolayca canlanabilen çok güzel bir görsel betimleme. Ama Türkçe çevirisi: "Zeki gözlerinin altında kırışıklıklar görülüyordu." 3-) Kırpılmış paragraflardan bir örnek: "The Street of Tombs lies outside the walls of Pompeii. It leads from the Herculaneum Gate, descending a shallow hill like a broad trough of paving-blocks between a footway on either side. Cypresses stand up over it, and make this street of the dead seem alive. Here are the burial-vaults of the patricians, the squat altars hardly yet blackened to ruin. When this man heard his own footsteps there, he felt merely that he had got into a neglected suburb. The hot, hard light shone on paving-stones worn to ruts by cartwheels; on grass sprouting in cracks, and
Yeşil KapsülCarter Dickson · Akba Yayınevi · 19766 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 610. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 10:57
Cambridge Üniversitesi’nde kuantum fiziği doktorası yapmış bir komedyen olan Ben Miller, bu kitabında bilimsel formülleri bir kenara bırakıp evrenin sırlarını stand-up tadında, eğlenceli bir dille anlatıyor. Kitabın ana başlıkları şu şekildedir: * Uzay ve Zaman: Kara delikler nedir? Zaman yolculuğu gerçekten mümkün mü? Einstein'ın görelilik teorisi aslında ne anlatıyor? * Yaşamın Kökeni: Dünya dışı yaşam var mı? Mars'ta kolonileşmek ne kadar gerçekçi? DNA sarmalımız aslında nasıl çalışıyor? * İklim ve Gelecek: Küresel ısınma dünyayı nasıl değiştirecek ve bilim buna nasıl çözümler üretiyor? Eğer Ben Miller'ın kitapta yer alan bazı görüşlerine katılmasaydınız bile, bilimi anlamak ve evreni sorgulamak adına bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
Bilim Aslında Çok EğlencelidirBen Miller · NTV Yayınları · 201488 okunma
İnsanlar Garip, Sedaris Daha da Garip
6/10
·245 syf.··
2026 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:24
Sedaris bir komedyen ve bu kitapta 26 bölümden oluşan otobiyografik bir stand-up gösterisi sunuyor. Aile ilişkilerinden eşcinsel kimliğe, aidiyet duygusundan yaşlanmaya kadar uzanan konuları, seyahatlerinin ve geçmiş deneyimlerinin içinden süzerek anlatıyor, gözlemlerini büyütüp absürt noktalara taşıyarak beklenmedik son vuruşlar yapıyor, gündelik hayatın saçmalıklarına işaret ediyor, başından geçenleri eğlenceli hikayelere dönüştürüyor. Hayatın içinden süzüp sunduğu tespitleri oldukça ilginç. Mesela, dil öğrenme programlarında bulunmayan, sadece seyahat ederken fark edilebilecek bir detay: İtalya veya Japonya'daysanız ve birisine "Nasılsın?" diye sorduğunuzda muhtemelen "İyiyim, siz?" cevabını duyarsınız ama Almanya'da "Pek iyi değilim" karşılığı verilir, çünkü insanların sırf kibar olmak için bunu sormalarını anlayamazlar. Başka bir anekdot: Londra'dayken, Obama'nın göreve başlama törenini her üç saniyede bir siyahi olmasını vurgulayan BBC'de izler, ve bundan rahatsızlık duyar. Ardından aydınlanma gelir: "Eğer Amerika ilk eşcinsel başkanını seçmiş olsaydı, bunu idrak edebilmek için, birkaç bin kez duymayı isterdim." Hikayelerinin bir kısmı oldukça ofansif, küçümseyici ve indirgeyici. Hedef tahtasına sıklıkla kendisini de koyuyor olmasına rağmen bu, bazı okuyucularını rahatsız edebilir. Oysa benim nezdimde Sedaris, ikiyüzlü bir dünyanın meraklı bir gözlemcisi, iyi niyetli bir hicivcisi, ve okurunu da dünyayı kendi gözlerinden görmeye davet ediyor. Dünya çapında çok sevilen yazar, anlattığı hikayeler kadar insanların küçük kusur ve çelişkilerini yakalama becerisi ile de 25 farklı dilde okuyucularını güldürmeyi başarıyor. Uzun bir seyahat sırasında elimin altındaki bir kitaptı ve deneyimlediğim her yeni anı, bir de onun gözünden okumamı sağladığı için ben de çok
Hadi Baykuşlarla Diyabet KonuşalımDavid Sedaris · Epsilon Yayınevi · 201819 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 139. kitabı
𝙲̧𝙰𝚃𝙸 "𝙷𝚞̈𝚣𝚞̈𝚗𝚕𝚞̈ 𝚋𝚒𝚛 𝚜𝚝𝚊𝚗𝚍 𝚞𝚙 𝚘̈𝚢𝚔𝚞̈𝚜𝚞̈! " Herkese Selamlar... Bugün sizlere yepyeni bir kitap ile geldim. İsminde de anlaşıldığı üzere bir komedyenin hüzünlü bir öyküsünü anlatıyor. Yer yer düşündürüp yer yer de güldürüyor. Bazen ağlanacak hala gülüyor bazen de gülünecek yere ağlatıyor. Hayatın iç yüzünü gösteriyor aslında ... Nokta atışları ile okuru hemen sayfalara bağlıyor. Herkes istediği işi yapamıyor ki değil mi? Ama çoğu şey de de sorunlar bu yüzden olmuyor mu? Sevmediğin işi yapma kardeşim diyoruz. Ama görünen yüz bu açıdan bakınca da bambaşka sonuçlar çıkarıyor. Neyse ben fazla derin mevzulara dalmayım öyle. "Çatı" İçimizden bir hikâye... Ömer Fikret Şen (evet doğru yazdım yazar kendi ismini kullanmış) stand up yapmak isteyen genç bir adamdır. Ailesi ile yaşayan ve bir yandan da hayallerinin peşinden giden genç adam için işler hiç de umduğu gibi gitmez. Hedefi ve isteği belli olsa da zaman ve koşullar buna müsaade etmez bu yolda azimli ve kararlı olunca ise peşini de bırakmaz. Pes edecek noktaya gelip çatı da soluk alınca ise hayatının değiştiği noktaya doğru yol alır. Onun yolculuğu sizi bekliyor okuyun derim. #çatı #seldacacommenst
ÇatıÖmer Fikret Şen · Örger Yayınları · 02 okunma