...If you stand a lantern under a tree every insect in the forest creeps up to it—a curious assembly, since though they scramble and swing and knock their heads against the glass, they seem to have no purpose—something senseless inspires them.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Pius XI drafted the encyclical Mit brennender Sorge (“With Deep Anxiety”). It was the first major church document to criticize Nazism. Smuggled into Germany, it was read on Palm Sunday from every Catholic pulpit—before a single copy had fallen into Nazi hands. As Richard Pierard explains, the encyclical protested the oppression of the church and called on Catholics to resist the idolatrous cult of race and state, to stand against the perversion of Christian doctrines and morality, and to maintain their loyalty to Christ, his church, and Rome. Hitler reacted furiously at first, but then decided to avoid a break with Rome by treating the encyclical with silence. Knowing that he had the support of the German Catholic laypeople, Hitler simply stepped up the pressure on the churches to eliminate the possibility of organized resistance.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mitomani için şöyle bir tanım var: "Kişinin sürekli yalan söylemesi ve en nihayet kendi uydurduğu yalanlara inanma hali." Oysa zırtçılık öyle değil. Özellikle Anadolu'da zırtçılık geleneğini hala devam ettiren büyük ustalar var. Zırtçılar sürekli yalan söylemezler. Onlar birer hikaye ustası ve doğal olarak meddahlık geleneğini devam ettiren, ne olursa olsun nesillerinin korunması gereken mahallelerin stand- up virtüözleridir. Zırtçılar istikrarlıdır. Öylesine bir devamlılık vardır ki, aradan yıllar geçse de senaryolarda hiçbir zaman sapma olmaz. Sanki ilk defa anlatıyorlarmış gibi ballandıra ballandıra gösterilerini yaparlar. Aslında dinleyiciler hikayenin yalan olduğunu bilirler. Çoğu zaman zırtçının daha da havaya girmesi için ufak tefek hatırlatmalar ve nidalarla onu havaya sokarlar. Zırtçıların gösterisi neredeyse bedavaya gelir. Mahalle kahvelerinde ısmarlanan bir bardak çay ya da meyhanede bir duble rakı kafidir.
Sayfa 165
“Bu arada sen kaç yaşındasın?" "Yirmi bir." "Harika bir yaş. Öğrenci misin?" "Evet." "... Branşın nedir?" "Biyoloji." "Ha... Hayvanları seviyorsun demek?" "Evet." "Nesini seviyorsun hayvanların?" "... Gülmemelerini." "Hayvanlar gülmez mi?" "Köpek ve atlar biraz güler." "Ha, ne zaman gülerler?" "Mutlu olduklarında." Yıllardır ilk kez sinirlenmeye başlamıştım. "Peki... Bir köpek stand-up komedyeni olabilir o hâlde, öyle mi?" "Sen onlardan birisindir belki." "Ha ha ha ha ha."
Sayfa 57 - Doğan Kitap, 30. Baskı, Çev. Ali Volkan Erdemir
Sayın Bakanım, değerli öğretmenim, sizlerin havuz problemleriniz, fasulye deneyleriniz şu ülkede kaç stand-up'çı yetiştirdi biliyor musunuz?
Sayfa 47 - C4 Kitap Yayınları.·Kitabı okudu
İnsana Dair
Yaşamın İki Yarısının Zorunlu Dengesi
Çoğunlukla hayatın ikinci yarısı, ilk yarısını dengelemek zorundadır. Sanki bir varoluş biçimini eskittik ya da ondan tamamen sıkıldık ve bunun tam tersini denemek zorundayız. Utangaç kişi, bir stand-up komedyeni olmaya karar verir. Başkalarına hizmet etmeye adanmış kişi tükenir ve nasıl bu kadar "bağımlı (codependent)" hale geldiğini merak eder.