Kadınların vahşi doğaları açısından bakıldığında, onları sadece sarhoş eşlerle, istismarcı patronlarla, sömürücü ve zarar verici gruplarla kalacak şekilde etkilemekle kalmayıp, aynı zamanda tüm kalpleriyle inandıkları şeylere (sanatları, sevgileri, hayat tarzları, görüşleri) destek olmak için ayağa kalkamayacak durumda hissettiren de şiddetin bu normalleştirilmesi halidir, bilim insanlarının daha sonra "öğrenilmiş çaresizlik" adını verdikleri şeydir.
Bir kadının doğal bedeniyle arasındaki içgüdüsel yakınlığın yok edilmesi, onu kandırıp güvenini elinden alır iyi bir insan olup olmadığı konusunda düşünüp durmasına neden olur ve benlik değerini kim olduğu üzerine değil nasıl göründüğüne dayandırır. Tüketilen besinler, tartı değerleri ya da mezura ölçümleri konusunda endişelenerek enerjisini tüketmeye zorlar.
Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar
Ve yan hana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar
Ve bu yüzden düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik,
Sarılırsak yanarız deyip aşkı hep uzaktan sevdik...