Sevgi

Baba öğretisi mühürü!!
“Babası ona, otuz yaşına kadar Rus kızlarıyla maceraları olabileceğini ama evlenme kararı verdiği günde, yine Türk asıllı iyi bir aileden kız seçmesi gerektiğini söylemişti. “Niye 30 yaş?” Diye sordu genç çocuk, oturduğu yerden. Mehmet, başını elindeki kitaplardan kaldırarak baktı. Onun neyi sorduğunu şimdi anlamıştı. Güldü. “Niye 30 yaşından sonra mı evlenildiğini soruyorsun? Çünkü, bir erkek ancak o yaşa kadar durup, adam olur. Bekarlıktan bıkar, şu an, bu dediklerim sana fazla bir şey ifade etmeyebilir. Ama, şimdilik, beni sadece iyi dinlemeye ve söylediklerimi kafana yerleştirmeye bak. Öğrenmekle anlamak değişik şeylerdir. Benden duyduklarına iyi bellemiş olabilirsin ama gerçekten anlamak için kendinin yaşaması gerekir. Bu da uzun seneler alacaktır, oğlum. “
Yaşı merak etti de ırk konusunu hiç etmedi.
Reklam
Puan vermedi·520 syf.·
2025 52. kitabı
Kurt Seyit ve Şura, ilk bakışta bir aşk ve tarih anlatısı gibi durur; fakat yaklaştıkça bunun aslında kimlik, aidiyet ve miras üzerine kurulmuş çok katmanlı bir hikâye olduğu görülür. Nermin Bezmen’in kendi aile tarihinden beslenen bu roman, bireysel bir aşkı anlatırken, bir imparatorluğun çözülüşünü ve bu çözülüşün insan ruhunda açtığı çatlakları görünür kılar. Hikâye, Kırım Türkü bir subay olan Kurt Seyit’in hayatı üzerinden ilerler. Ancak romanın asıl gücü, olaylardan çok kişilik inşasına odaklanmasında yatar. Seyit’in aldığı eğitim, ait olduğu aristokrat yapı, babasından gördüğü disiplin ve ahlaki duruş; onu yalnızca bir asker değil, tarih karşısında konumlanan bir birey hâline getirir. Cepheye gidişler, göçler ve kayıplar; dış dünyanın karmaşası kadar, içeride taşınan bir kimlik sınavına dönüşür. Şura ile kurulan ilişki bu noktada sadece bir aşk değildir. Şura, Seyit’in ait olduğu dünyayla, olmak istediği dünya arasındaki gerilimin sembolüdür. Farklı kültürler, sınıfsal ayrımlar ve tarihsel kırılmalar, bu ilişkinin üzerinde sürekli bir baskı oluşturur. Roman, aşkı idealize etmekten çok, aşkın tarih karşısında nasıl sınandığını gösterir. 1917 Rus Devrimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları ve Kırım Tatarlarının yaşadığı zorunlu göçler; romanda yalnızca bir arka plan değil, karakterlerin kaderini belirleyen aktif unsurlardır. Bu yönüyle eser, bireysel hayatların büyük tarihsel dönüşümler karşısında ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatır. 2014 yılında televizyona uyarlanan dizi, bu hikâyeyi daha görkemli ve dramatik bir dille geniş kitlelere taşımıştır. Dizi; mekân kullanımı, kostümleri ve oyunculuklarıyla dikkat çekmiş, özellikle başrollerin performanslarıyla büyük ilgi görmüştür. Ancak romandaki içsel derinliğin ve karakterlerin sessiz dönüşümlerinin ekranda
Kurt Seyt - ShuraNermin Bezmen · Pmr Yayınları · 20142,611 okunma
“Ne gariptir ki, her şey yolunda giderken insan çok az şey düşünebilir Tanrı'dan isteyecek. Ya da saçma sapan şeyler ister, aslında hiç de önemi olmayan. Ama hey şeylerini kaybetmiş insanlar için dua etmek kolaydır: Neyi özelliklerini, neyi kaçırdıklarını, Tanrı'dan gerçekten ne isteyeceklerini bilirler.”
“Hayatın akışı çok nadiren insanın eline geçer ve o anları da insan zaten fark etmeden geçirir. Zayıflığını ise, ancak kaderin kendisini yendiği zaman fark eder. O zaman da yapacak per bir şey kalmamıştır.”
"O kadar çok şey kaybetmişti ki, bundan sonra kurtulması, yaşaması eski önemini yitirmişti."