Elden Geldiğince
Dilediğin gibi değilse yaşamın,
hiç olmazsa çalış
elden geldiğince; kirletme onu
kalabalığında yeryüzünün,
koşuşturmalarla, konuşmalarla.
Kirletme yanına alıp sürükleyerek,
sunarak ilişkilerin
toplantıların
günlük bayağılığına,
yaşamak yabancı, ağır bir yük oluncaya.
Ne zaman olduğunu belirlemek imkânsız. Bu ani bir değilikliğin sonucu değil, daha ziyade fark edemediğin bir toprak kayması misali, bir günden ötekine, zaman içinde gerçekleşir. Yıllar geçmeden fark edemezsin. Yüzeysel şeyleri kendine yük edersin -nesneler, görevler, kişisel ilişkiler- ve bütün bunlar, tıpkı bir örümcek ağı gibi, günden güne çevreni saran görünmez ipliklere dönüşür.
Aynı şeyin, tam olarak aynı şeyin, ona nasıl baktığımız, onu hangi zihinsel bağlama oturttuğumuza bağlı olarak bize kendimizi bu kadar farklı hissettirmesi ne tuhaftı.