Kendimi unutmak için, seslerle oyalanıyordum. Seslere veriyordum benliğimi. Küçük tıkırtılara, fısıltılara, şehrin uzak sokaklarından kırıla kırıla gelen kahkahalara, sessiz ağlayışların, kıpırtısız katlanışların dalga dalga yayılmasına. Buna, şehri tanımak denebilirdi belki. Belki bir yalnızlığı tanımaktı. Kocaman bir şehrin yalnıığını tanımak. Sesler, her şeyi ele verirdi.
İşçilerin durumlarını düzeltmelerini, kendilerine boş zaman ve dolayısıyla eğitim olanağı sağlayacak iş ücretinden elde edilmiş artı değerlerin hepsi, bütün ücret fazlalıkları kapitalistler tarafından ellerinden alınır.