Stepan Arkadyiç neredeyse bütün tanıdıklarıyla, altmışlık ihtiyarlarla, yirmilik delikanlılarla, aktörlerle, bakanlarla, tüccarlarla, yaver generallerle “senli benliydi”. Öyle ki, onunla “senli benli” olanların pek çoğu toplumsal merdivenin iki uç noktasında bulunuyorlardı. Bu insanlar Oblonskiy vasıtasıyla bir ortak noktaları olduğunu öğrenseler çok şaşırırlardı. Şampanya içtiği herkesle “senli benliydi”, ama her önüne gelenle şampanya içtiği için şaka yollu yüz karası...
Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Stepan Arkadyiç’i tanıyanlar, onu sadece neşesi, iyi huyu, kuşku götürmez dürüstlüğü nedeniyle sevmiyorlardı; güzel, pırıl pırıl dış görünüşünde, parlak gözlerinde, kara kaşlarında ve saçlarında, yüzünün beyazlığında, yanağının kırmızısında, karşısına çıkan insanlar üzerinde dostça ve neşeli etki bırakan bir şey vardı.
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Stepan Arkadyiç aşırı olmayan, ancak çoğunluğun desteklediği liberal bir gazete alır ve okurdu. Aslında ne bilim, ne sanat, ne de politika onu ilgilendirmediği halde, bütün bu konularda çoğunluğun ve çoğunluğun gazetesinin izlediği görüşleri katı bir biçimde destekler ve bu görüşleri ancak çoğunluk değiştirdiğinde değiştirirdi ya da daha doğrusu bu görüşleri değiştirmez, bunlar onun kafasında fark etmeden kendiliğinden değişirdi.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kadın öyle bir şeydir ki, sen onu ne kadar incelersen incele, hep yepyenidir.
— O zaman en iyisi incelememek.
— Hayır. Bir matematikçi, zevk, gerçeği ortaya çıkarmakta değil, onu aramaktadır, demiş.
Stepan Arkadyiç, kendisine karşı dürüst bir adamdı. Kendi kendisini kandıramaz ve yaptığından pişman olduğuna inandıramazdı. Şu anda otuz dört yaşında, yakışıklı, şıpsevdi bir adam olarak ondan yalnızca bir yaş küçük olan, beş sağ ve iki ölü çocuk annesi karısına âşık olmadığı için pişmanlık duyamıyordu.
Sayfa 7 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bu dakikada başına gelen, beklenmedik bir anda son derece utanç verici bir durumda yakalanan insanların başına gelen şeydi. Suçu ortaya çıktıktan sonra yüz ifadesini karısının karşısında içinde bulunduğu duruma hazır hale getirecek zamanı olmamıştı. Gücenmek, inkâr etmek, kendini haklı göstermeye çalışmak, af dilemek, hatta kayıtsız kalmak yerine –ki bütün bunlar, onun yaptığı şeyden daha iyi olurdu!– yüzüne bir anda tamamen istem dışı olarak (fizyolojiyi seven Stepan Arkadyiç, “beynin refleksleri” diye düşünmüştü) her zamanki iyi ve bu yüzden de aptalca görünen gülümsemesi yayılmıştı...
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu