storyofreader

storyofreader
@storyofreader
Avukat
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi
Mersin
1002 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·280 syf.··
2022 19. kitabı
Müslüman toplumlarda kadınlara bakış açısı ve onlara yüklenen görev ve sorumlulukları gayet başarılı bir şekilde anlatıldığını düşündüğüm bu eser, bölgeden bölgeye değişen kültürel farklılıklara rağmen, aşağı yukarı benzer baskılara maruz kalan kadınların içinde bulunduğu durumlar hakkında bilgi vermektedir. Tabi ki bu olay o kadar geniş bir konudur ki bu kadar az sayfaya ve makalelere sığacak kadar aza indirgenemeyecek seviyededir. Gerek İran coğrafyasında, gerek Arap coğrafyasında gerekse de Afrika'daki müslüman topluluklarında toplumsal cinsiyet kimliklerine biçilen bu yapı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okurların muhakkak okuması gerektiği kanaatindeyim. Sanırım kötünün iyisi bu konuda Türkiye. Diğer Müslüman ülkelerde kadının durumu çok daha vahim. Toplumun yarısını oluşturan biz kadınların, toplumun diğer yarısı tarafından tarih boyunca gerek kültürel gerek dini gerek toplumsal gerek sözüm ona bilimsel gerekçelerle her defasında nasıl zulme uğradığını, İslam ülkeleri içerisinde en modern görünüme sahip ülkemizde bile ne denli zorluklarla boğuştuğunu, 16 yaşındaki bir kız çocuğunun yanında neden biber gazı taşımak zorunda kaldığını, küçük yaşlardan itibaren hakkında her türlü olumsuz yargıyı işiten bir kadının evlendiği gece neden ketlendiğini, tecavüz konusunda erkeklere tanınan imtiyaz ile kadınlara getirilen ölüm hakkının ne kadar adaletsiz ve insanlık dışı olduğunu, kadınların yüzyıllardır aynı sebep yüzünden rezil bir muameleye maruz kaldığını anlatan kitabı okurken beni son derece rahatsız etti. Umarım bir gün Cemal Süreya'nın şu dizeleri geride kalır; "Sevişti bir bakir ile bakire, erkeğe milli dediler, kadına fahişe."
Müslüman Toplumlarda Kadın ve CinsellikPınar İlkkaracan · İletişim Yayınları · 2015181 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·184 syf.··
2022 11. kitabı
“Balkanlar’ın Gorkisi” olarak anılan Panait Istrati'nin Mihail kitabı ile geldim bugün. Kitap yorumuna başlamadan önce bir soru sormak istiyorum: Başınız sıkıştığında, bir çare bulamadığınızda ilk arayacağınız dostunuz kimdir? Soruya anında cevap verenler, dilinizden dökülen o isim, aynı zamanda gönlünüzden de dökülmüştür. O isim sizin gerçekten dostunuzdur. Dostluk deyince aklıma ilk bu roman gelir. Adrian ve Mihail'in dostluğu sahicidir, yani tek çıkarları birbirlerinin fikirlerini paylaşmak ve birbirlerinin fikirleri ile beslenmektir. En etkilendiğim nokta ise; birbirlerini aylarca görememelerine rağmen bir gün yine yolları kesiştiğinde sanki daha dün görüşmüşler gibi davranmaları olmuştu. Tek dostu kitapları olan, annesiyle yaşayan Adrien hayatını sevgi üzerine inşa eden bir insandır. Mihail ise Adrien gibi kitap okumayı seven, altı dil bilen, fırında çalışan ama insanlara hep mesafeli olan birisidir. Üzerindeki kıyafetler yırtık pırtık hatta bitlidir. Ama Adrien onu Fransızca bir kitabı okurken görür ve daha ilk anda kendisine yakın hissedip dostluğunu ister ve Mihail'in peşine düşer fakat bu hiç de kolay olmayacaktır. Arkadaşlık, dostluk, dış görünüşler üzerine olan fikirlerinizi sorgulatacak, pek çok cümleyi iki ya da daha fazla sayıda okumanıza sebep olacak bir eser. Dili yalın ve akıcı olan Panait Istrati'den, Adrien ve Mihail'in bilgi ve sevgi üzerine kurdukları dostluklarını anlattığı romanı. Kaliteli çevirisiyle, kitaba kendinizi kaptırıp en kısa vakitte bitireceğinize dair şüpheniz olmasın.
MihailPanait Istrati · Yeryüzü Yayınları · 19972,051 okunma
“Ah, bir insanın gözlerinin içine bakmak, hiç de kolay değildir! Binlerce göze rastlarsın. Bakışları, bir an için seninkilerle karşılaşır, sonra mezbahaya götürülen öküz sürülerinin bakışları gibi, bir daha görüşmemek üzere kimi sağından kimi solundan geçip gider.”
'Edebiyata ne denli yakın olduğunuzu bilmiyorum, ama benim bu konuyu iyi bildiğimi söylemem aşırıya kaçar. Kuşkusuz her zaman, bu sıcak ışıkta yıkandım, her şeyin özüne baktım, ancak bu alan öyle geniş ki öğrenme arzumu korkutuyor. Hiçbir şey bilmediğimi anlıyorum!”
Puan vermedi·144 syf.··
2022 10. kitabı
Sizin hiç belirli bir kitabından ziyade sadece sevdiğiniz bir yazar oldu mu? Bu benim için İpek Ongun. Bende yeri çok özel. Benim kitap okuma alışkanlığımı kazanmamı sağlayan yazar kendisi. İpek Ongun’un eserlerini okumak ve eserlerine bakmak beni hep çocukluğuma götürür. Kitaba gelecek olursak Nilgün ve Şerife’nin İstanbul’dan Mersin’e uzanan mektupla başlayıp samimi arkadaşlığa dönen hikayesini anlatıyor. Uzaktan da olsa arkadaşlığın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlatan bir kitap. Şerife, Mersin'in Menteş köyündeki yaşamından, ailesinden, bahçelerinden, abisi Ahmet'in güvercinlerinden, kardeşi Abdullah'ın yaramazlıklarını anlatır mektuplarında. Nilgün ise İstanbul'daki şehir hayatını, ailesini, küçük kardeşi Defne'yi, sınıf arkadaşlarından en sevdiği veya hiç sevmediği arkadaşlarına kadar detaylarıyla yazar. İki küçük kızın tek istekleri buluşmaktır ancak bu konuda başlangıçta başarılı olamazlar. Buluşma istekleri sonrasında gerçekleşen iki küçük kızın maceraları ise serinin ikinci ve son kitabında yazmış İpek Ongun.
Mektup Arkadaşlarıİpek Ongun · Altın Kitaplar Yayınları · 20032,241 okunma