📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku hem yazarın ilk kitabı hem de benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Algör ilk kitabı ile kendine has bir kitle edinmeyi başardı edebiyat camiasında hatta öyle ki 2014 yılında yönetmen Çiğdem Vitrinel tarafından filme dahi uyarlandı.
Fakat Müzeyyen ben şimdi sizi nasıl anlatayım?
Toplumsal yapıya, kadın erkek ilişkilerine, hatta genel olarak Türk kadınının yapısına dair güzel tespitler, tanımlamalar, göndermeler, iç döküşler var kitapta.
Kendine yarattığı dünyasının içinde yaşayan, aslında gerçek hayat ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Arif, kadın erkek ilişkileri üzerine kafa yorduğu bir zamanda Müzeyyen ile karşılaşır. Tanıdığı kadınların hiçbirine benzemeyen gizemli güzelin dünyasına girdikçe kadınlarla ilgili aklındaki soruların cevabını bulacaktır.
‘Müzeyyen mi değişti sen mi değiştin’ diye sormalı kahramana. Müzeyyen’in de senin de özgürlüğe esir olmuş ruhlarınız vardı. Belki de bu yüzden çekip gitmelere başladınız ikiniz de.
Otoriter ebeveynlerce yetiştirilen çocukların Welton Akademisi'ndeki yaşadıkları aktarılmış. "Gelenek" "Onur" "Disiplin" ve "Mükemmellik" esasına dayalı bu okulda, öğrencilerin iyi üniversiteleri kazanmaları amaçlanıyor. John Keating adındaki yeni edebiyat öğretmeninin okula gelmesiyle yoğun değişim süreçleri başlıyor.
Dört katı kural üzerine kurulu bir okulda aykırı bir ses olan Öğretmen Keating'in öyküsü olduğunu düşünüyorum bu kitabın. Sessiz bir başkaldırı. Yıkıcı değil, iyileştirici amaçlı.
Hayata farklı açılardan, hayatı özümsemeyi ve anı yaşamayı öğreten bir öğretmenin din, gelenek ve toplum baskısı altında yaşadığı zorlukları, öğrencilere öğretmenlerinin ve toplumun onlara aşılamaya çalıştıkları arasındaki ikilemde yaşadıkları olayları anlatan bu kitap okunması ve şans verilmesi gereken bir eser olma özelliği taşıyor benim gözümde.
Çok beğendiğim, hayatımın belli dönemlerinde tekrar tekrar okumayı düşündüğüm bir eser. Maalesef bu dünyada kimse kimsenin gözünün açılmasını, anı yaşamasını ya da kendi benliğinin farkında olmasını istemiyor. Küçüklükten beri belli kalıplarla yaşıyoruz hayatımızı. Erkeksen mavi rengi seveceksin, silahla arabayla oynacaksın; kadınsan “kadın meslekleri”ni tercih etmen lazım gibi gibi. Yazılacak çok şey var. En acısı da 21. yüzyılda dahi bu tarz olayların yaşanıyor olması. İnsanlık giderek robotlaşıyor, sıradanlaşıyor ve her kim ki bu sıradanlaşmayı fark edip bu gidişata bir son vermek isterse bir şekilde etkisiz hale getiriliyor. Halbuki toplumumuzun, dünyamızın Keating gibi aydınlara ihtiyacı var. Umarım Keatingler hak ettiği değeri, saygıyı görür.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,2bin okunma
“Eğer bir şeyden eminseniz, başka bir şekilde düşünmeye zorlayın kendinizi, yanlış ya da aptalca olduğunu bilseniz bile. Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun.”