Puan vermedi·216 syf.··
2026 4. kitabı
Bana göre, ülkemizdeki insanlar sadece şu kitabı okusalar; edebi anlamda daha gelişmiş olabilirdik, ama maalesef bu kadar akıllı bir millet değiliz. Güzel bir kitaptı, özellikle benim gibi duygu betimlemelerini seven insanlar bayılırdı bu kitaba. Beğendim.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
9/10
·1536 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
MONTE CRISTO KONTU I & II ALEXANDRE DUMAS 1532 SAYFA Her felaketin iki ilacı vardır : Zaman ve sessizlik. Denizci Edmond Dantès, bir iftira sonucu tutuklanıp İf Şatosu'ndaki zindana atıldığında özgürlüğüyle beraber, çok sevdiği nişanlısı Mercedes'i ve babasını da kaybeder. Yıllar süren bu esaret sürecinde tek dostu ve dayanağı, kendi gibi bir mahkum olan rahip Faria'dır. Acı tecrübelerle geçen yıllar sonunda kaçmayı başarır bu korkunç zindandan. Rahip Faria'nın öğretileri sonrası artık çok bilgili, güçlü ve zengin bir adamdır. Aklında ise tek bir şey vardır. Hayatını, aşkını, özgürlüğünü ve babası ile geçireceği yılları elinden alanlardan intikam almak. Pek çoğunuzun okuduğunu düşündüğüm harika bir klasik Monte Cristo Kontu. Lise yıllarında özet halinde okuduğum bu eseri, tam metin olarak yıllar önce okumuştum. Sonrasında sevgili Sevilay ile yeniden okuduk ve iyi ki de okuduk. Teşekkür ediyorum canım eşlik ettiğin ve kitap üzerine yaptığımız güzel sohbetler için Masum bir denizci olarak tutsak edilen Dantès'in gizemli bir Kont olarak geri dönüşü, bir intikam meleği edası ile Paris sosyetesinde fırtınalar estirişi, içindeki intikam ateşiyle düşmanları yanı sıra masum hayatları nasıl değiştirdiği, hayallerini, gençliğini kaybeden Edmond ve Edmond'un küllerinden doğan Monte Cristo Kontu; kesinlikle okunmaya değer. Sadece bir intikam hikayesi değil elbet okuduklarımız. İçinde aşk, nefret, kıskançlık, vefa borcu, merhamet, umut, adalet gibi pek çok duygu barındıran bir hikaye. 1844'de yazılan eser denizci Edmond'u anlatması yanında dönemin Fransa'sı ve sosyal hayatı hakkında da anektodlar içeriyor. 1802-1870 yılları arasında yaşamış olan Dumas; eserleri 100 dile çevrilmesi sebebiyle en çok okunan Fransız yazar ünvanına sahip. "Dumas'nın pek çok asistanı ve ortağı
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·102 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:23
Bence Hayvan Çiftliği küçük hacmine rağmen insanı uzun süre düşündüren kitaplardan biri. İlk bakışta hayvanların devrimi gibi görünse de aslında şu soruyu soruyor: "İyi niyetle başlayan bir hareket neden zamanla baskıcı bir düzene dönüşebilir?" Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, değişimin bir anda olmaması. Napoleon bir gecede diktatör olmuyor. Kurallar bir gecede değişmiyor. Her şey yavaş yavaş oluyor. O kadar yavaş oluyor ki hayvanlar çoğu zaman neyi kaybettiklerini fark etmiyorlar. Bu da gerçek hayattaki birçok toplumsal değişime benziyor. Bir diğer güçlü tarafı ise şu: Orwell sadece kötü liderleri eleştirmiyor. Aynı zamanda insanların: sorgulamama eğilimini, rahatına düşkünlüğünü, güçlü olana inanma isteğini, propaganda karşısındaki savunmasızlığını da gösteriyor. Bu yüzden kitap sadece "Napoleon kötüydü" diye okununca eksik kalıyor. Çünkü domuzların güç kazanmasına izin veren bir ortam da vardı. Bazı kitaplarda olduğu gibi burada da etik sorular çok güçlü: Sessiz kalmak suç ortaklığı mıdır? İyi niyet tek başına yeterli midir? Gücü denetleyecek mekanizmalar olmazsa en iyi fikirler bile bozulur mu? Ve bence kitabın en hüzünlü yanı Boxer değil, aslında hafızanın kaybolması. Hayvanlar zamanla geçmişi unutuyorlar. Kuralların değiştiğini hatırlamıyorlar. Eski vaatleri hatırlamıyorlar. Böylece gerçeklik, onu anlatanların elinde şekilleniyor. Son sahne ise müthiş bir kapanış: Domuzlarla insanların birbirine benzemesi, Orwell'in "Sorun sadece kim yönetiyor değil; gücün kendisi kontrol edilmezse herkes birbirine dönüşebilir" demesinin bir yolu gibi. Ben kitaba puan verecek olsam 10 üzerinden 9 derdim. Çünkü dili çok sade ama altında katman katman anlam var.
1000Kitap
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Anonim Yayıncılık · 2021296,2bin okunma
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:55
Bu kitap Hz.Mevlâna'nın "Attâr yedi aşk şehrini dolaştı, bizse hâlâ bir küçük sokağın başındayız" diyerek övdüğü #feridüddinattar ın kitabı #simurg un öyküsü. Ben bir yorum yapmaktan hicap duyarım. Tasavvuf meraklıları mutlaka okusun deyip fikrimi ayan etmiş olayım. İşte kitaptan bir kaç alıntı #ilkemiroku #kitapsızasla #kitapokusanböyleolmazdı "Can tende gizli, Sen canda gizlisin. Ey gizlide gizlenen. Ey canların Canı. Ey her şeyden önce olan ve her şeyden üstün olan. Ey her şey kendisine ait olan ve hepsini ait olan." "Sana gelince, yok et sen kendini. Budur işte Kemal! Kaldır ortadan kendini. Budur Vuslat! " Kullar senden çekiniyor, bense kendimden korkuyorum! Çünkü senden İyilik, kendindense kötülük gördüm." "O'nun dışında her ne ararsan bir benzerini bulursun!" "Sen mumun parıldayışını götüyorsun ve memnunsun, fakat onun başındaki ateşi görmüyorsun. Bedene dışarıdan bakan kimse, gönülde neler olup bittiğini hiç bilebilir mi?" "Kim vardır benim gibi böyle tek başına, yapayalnız? Kim var deryaya daldığı hâlde dudakları kupkuru kalmış? Sırdaşım, dertdaşım olacak kimsem yok! Ne acılarımı paylaşacak biri var,ne mahremim olacak bir dost! Derdimi kime açacak, kime anlatacağım? Kim var benim halimden anlayan?" "Bir sûfî şöyle diyordu: Eğer Allah beni hesaba çekip -Ey yorgun, bitkin görünen! Yoldan (dünyadan) ne getirdin? Diye sorarsa, cevabım şu olur: Yarabbi zindandan ne getirilir?" "Ben bu dünyada kendime bir sırdaş bulamadım,o yüzden içimi hep mısralara döktüm." "..sen hayatında bir zaman cefalarla cebelleşmedikçe, huzur ve sükûnu nasıl tadabileceksin?" "Sultanım! Mademki beni böyle kolayca öldürebilecektin, bu yiğit ve kahraman orduyu getitmene ne gerek vardı?" "Sen ben misin? Yoksa ben sen miyim? Ben sende yok oldum. Yok artık ikilik!" "Hep hiç olduğuna,hiç de bu hep
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,3bin okunma
Ubik
Puan vermedi·248 syf.··
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:49
Philip K. Dick’in hayal gücüne bir kez daha hayran kaldım, fakat sanırım artık onun yazarlığının bana çok hitap etmediğini kabul etmem gerekiyor. Daha önce okuduğum Yüksek Şatodaki Adam’da hissettiğim uzaklık duygusunu Ubik’te de yaşadım. Aslında kitabın çıkış noktası son derece etkileyici. Ölüm, zaman, gerçeklik ve insan bilinci üzerine kurduğu dünya oldukça özgün. Sayfalar ilerledikçe insan sürekli “Gerçek olan ne?” sorusunu kendine soruyor. Fakat benim için bu merak duygusu zaman zaman yerini kafa karışıklığına bıraktı. Özellikle bazı bölümlerde olayların akışını takip etmekte zorlandım ve sık sık “Şu an tam olarak ne oluyor?” diye düşündüm. Yine de kitabın hakkını vermek gerekiyor. Dick’in ortaya koyduğu fikirler gerçekten sıra dışı ve yıllar önce yazılmış olmasına rağmen bugün bile taze hissettiriyor. Ancak ben karakterlerle güçlü bağ kurmayı, onların duygularına ortak olmayı seven bir okurum. Ubik ise daha çok fikirlerin ve kavramların ön planda olduğu bir roman. Sonuç olarak kötü bir okuma deneyimi değildi; hatta birçok açıdan hayranlık uyandırıcıydı. Fakat kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hikâyeden çok yazarın yarattığı büyük fikir oldu. Sanırım Philip K. Dick’in düşünce dünyasını seviyorum, fakat onun hikâye anlatma biçimi bana pek uygun değil.
UbikPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2025410 okunma
Reklam
Reklam