'Ben çıkıp bir yürüyeyim'ciler 1 adım öne (^-^)/`
(...) oldum olası canım yanar ve galiba bu yüzden oldum olası yürümeyi severim. Ne zaman ruhum daralsa vuru­rum kendimi yola. İçimdeki zehri ter gözeneklerimden atıp fe­rahlayana dek, gidebildiğim kadar giderim. Hani şu keyfi kaçtı­ğında, yangın koluna asılır gibi, "Ben çıkıp bi yürüyeyim" diyen akortsuz tipler vardır ya, işte onlardan biriyim.
Sayfa 15 - Hep Kitap
Alıntı
Su
Konuşmam artık, ağır sözler söylemem bir düş için sabahları göğsüme sedeften bir çiçek işlerim. ​Hiç bilmedim, konuştuklarımdan ne anladın, ormanın korkunçluğunu söyledim, ovanın serinliğini sustum, sen uzun bir uykuyu uydun, ben düş gördüm. ​Durmadan bir yoldan söz ettim: suyum ben, adımı unutmadım, dolanıp, bir gün yanına düştüğüm bir dağdan söz ettim; dünyanın işine karışmadım, beni avutmaz dünya, beni tutmaz da, dolanıp içinde kirinin yine temiz geldim. ​Göğsümde sedeften bir çiçek taşırım: bir büyü bu, hayata karşı yaptırdım konuşmam artık, kalbini kırdımsa senin bil ki yanına düştüm.
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Üffff bu nasıl bir betimlemee !!
...kara kölelerin boğucu havayı tavuskuşu tüyleriyle yelpazelediği güneş kokulu sıcak tropik gecelerde kraliyet saraylarının prenseslerini seviyordum. Soğuk çöllerde iki büklüm eğilmiş, deve tezeğiyle yakılmış ateşlerde ellerimi ısıtıyor, susuzluktan telef olmuş insan ve hayvan kemiklerinin çevreme saçıldığı, kurumuş su kuyularının başında güneşin kavurduğu adaçayı bitkilerinin yetersiz gölgesinde uzanmış, susuzluktan can çekişiyordum.
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Alıntı
Evet, kıskanıyorum onları. Sıradan ve küçük bir kentin akşam yaşantısına dışarıdan bakarken kim bilir ne zamandan beri sıradan akşamlar tarafından dışlandığımı düşünüyorum; bunun gibi binlerce kenti, akşamın inmesini seyreden insanların doldurduğu binlerce aydınlatılmış mekânı geçiriyorum aklımdan; bu insanların hiçbiri benim zihnimden geçen düşüncelerle meşgul değil; belki kıskanılası olmayan başka tasalara sahipler, ama şu anda konumumu içlerinden herhangi biriyle değiş tokuş etmeye hazırım.
KÖPRÜDE SABAH
Gece, yavaşça siyah mantosunu sürükler Vapurlar, şimdi suya bırakılmış kütükler, Ufuk, banyo edilen bir fotoğraf camıdır... Dağlar dudaklarını boyar pembe bir tüyle Köprüde fersiz gözler açılır üzüntüyle: Sabah, ıstırap çeken kalplerin akşamıdır... Kollarını gererken iş bekleyen bir sandal, İlk ışıklar açılır esmer sularda dal dal; Rüya görür kıyılar bir uyanık uykuda... Gecenin bir mehtabı andırırken sonları, Gemi fenerlerinin ziyadan bastonları Kaybolur ağır ağır kurşunileşen suda... Paslı mızraklar gibi uyuklayan direkler Bir gün yapacakları muhayyel cengi bekler, Uçuşur beyaz deniz kuşları alay alay... Buruşuk bir deriyi andırır titreyen su, İner merdivenlerden ilk vapurun yolcusu, Uyandırır ihtiyar köprüyü bir tramvay...
Sayfa 53 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Sen çocukluğumu hatırlatan Ve kaldıran karanlıkları Ötesinde bir yerde var olan O geniş aydınlıkta Sen ekmek ve su almayı unutturan Sırtımda bir el içimde bir ses Kaç zamandır beni göklere çağıran Sen insanların arasında bir hayal