Haziranda bitiririm demiştim ama şu anda mümkün görünmüyor. Temmuzun ilk günlerine -inşallah daha fazla olmaz- sarkacak gibi görünüyor 😢
1000Kitap

Tâhir Ceyhun Yıldız

@tahirceyhunyildiz
·
Öncü Sûfîler (3 Cilt Takım)’de son 278 sayfa… :)) Tek maksadım bu kitabı bitirmek değil tabii ki. Lakin şu var: Eser azim ve kıymetli bir eser olduğu’çün bitirmek istiyorum. Bir de özellikle 2.ciltte epey ara verdiğim için zaman uzadı. Zaman uzayınca da iştiyakım azaldı, okuma formundan düştüm gibi hissettim lakin bu ay iyi toparladığımı düşünüyorum. Tabii yine aralarda okumaktan geri kaldığım zamanlar oldu ama yekûne baktığımda her gün birkaç sayfa da olsa okumaya devam ediyorum Rabbimin lütfû ineyetiyle…
1000Kitap
“Sana en muhtaç olduğum şu anda gel. Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kalp rekâtın alemde farzet ki kıldın: mütevazî müteâl. “İyi ki geçiyorsun zaman… Ya acının damarlarıma dolduğu anda donsaydın.” Mevlânâ’nın bu rikkati; Kierkegaard’ın “kaygı”, Jung’un “gölge”, Viktor Frankl’ın “anlam istenci” dediği eşiğe benzer. Bütün ehemmiyetimiz; iman ehliyetini aşkın rengine yaklaştırabilmektir; acının nârin hattında inanabilmektir. Çünkü yazgı, durağan bir kader değil; İbnü’l-Arabî’nin dediği gibi her an yeniden tecellî eden bir mümkinattır. Zikri Mindfulness; acıdan kaçmak değil, acıyla aynı odada oturabilme terbiyesidir. Nasılsa cennet modern değildir; kırılma noktası, Rilke’nin dediği ; “Hayatını değiştirmelisin”i dememek, kendi değerlerini küçümseme trajedisini epik bir kibre giydirmemektir. “Değer yargıların umûrun olmuşsa; duyguların izotonik bir formdur.” 'Ecirnâ mine’n-nâr’ dedikçe aşk! Safî kalpsek; Müteâl’e hayret ederken, haşyete râbıtada düğüm yâ Elest’tir; ya şimdi, ya rahmet… “Ben Basra’ya da fırsat vermemiş idim; kim var kim yok, dört gözle beklesem  şu şiiri derim: ‘Otağı kalkacak sultan eğlenmez.’” “Kebîr’in tevâzusu karınca değildir yâ Rab…” Platonik cennet;felsefenin içtihâdı göremeyişidir tâ Molla Kasım’a kadar. Ve; ketm-i keramette kıtmir oldun sûrâna dek kâinat! “Nurullah Genç’in Yağmur şiiri gibi, imâna en büyük engel olan travmalarının üstüne giderek; gerekirse duygusal eziyetin dozunu artırarak direteceksin. O zaman dünya çözünür. Zaten hâli cennet olanın uhrevî tarafı için ‘Dünya zindandır mümin kullara; zindanda olan kul kolay eğlenmez…’ şiiri hükmünden geçer; çünkü her şey zıddıyla bilinir. İnsan, bildiğinde de kibre girmemelidir. Emanete tevazu, nisyan ile mâlûl olduğuna hürmetendir.” "İlmî irfandan nasip almayan zahmet çeker,” diyor Alvarlı Efe. O vakit, okuduğun kitaplar da yazgına tesir eder. “Hüviyeti
Bölüm 1
Yeryüzüne indirildim... Oyun oynarken birden yağmur atıştırmaya başladı. Bir çardağın altına saklandık. Sanki yağmur yağarken susmamız yazısız bir kuralmış gibi bir anda kesildi sesimiz, sessizce izlemeye başladık ve yağmurun huzur veren sesini dinledik. Toprak çok güzel kokuyordu. O anımın hayatımın en güzel anlarından birini olduğunu bilsem yağmurun daha fazla yağmasını isterdim tabi ama bir an önce bitmesini bekledik oyunumuza devam etmek için. Böyle bir girişle romantik bir özlemci olduğumu düşünebilirsiniz. Bu arada özlemci şu an geldi aklıma. Bunu da ben eklemiş olayım Türkçe'mize. Yazarlarla zenginleşirmiş dil. Tabi o dili öğrenenler için bu kadar farklı anlamı anlamaya çalışmak zor olsa da. Hiç bir şey yapasım yok şu aralar ama arayış içindeyim. Ben kimim buraya gelmeden önce hayatımı nasıl planladım. Hangi yollardan geçmeliyim kendimi nasıl bulmalıyım. Buraya takılmış olabilirsiniz. 'Nereye gelmeden önce' buraya işte, Dünya'ya. Artık anlamış olmanız lazım, ya da hayır burada bu kadar keskin konuşup kendimi küçük düşürmek istemem. Benim anladığım kadarıyla diyelim. Anlamaya çalışmayın benim anladığım kadarıyla diyelim. Yazdım çizdim hayal ettim sazla sözden ibarettim arkamı dödüm emanet ettim anlayamadın ya. Nedense bu şarkı şarkı sözünü yazmak geldi içimden. Dur gitme adamın birinin aklına bir şeyler gelmiş yazmış bende okuyorum diye düşünme. Şu an tam olarak bir arayış içindeyiz. Sen artık gelecektesin ben geçmişte senin yazdıkalrını okuyorum aynı anda değiliz diye düşünme. Tam da aynı andayız. Zaman diye bir şey yok. Evet bunu deneyimledim onun için keskin bir şekilde yazıyorum. Çok zor olmuştu. İlk başlarda çok güzeldi 'bilmek' ne kadar yüzeysel olduğumu hatırlıyorum daha önce. Hatırlamak ve geçmişi hala şimdideki gibi yaşamak öyle güzel bir duyguydu
Duygu ve Düşünce
+ şu anda hangi şarkıyı dinliyorsunuz? - filiz giorgetti hocadan türk eğitim tarihi ders kaydı 🔥🔥🔥
"Bir yıl sonra,şu anda endişelendiğiniz şeylerin hiçbir önemi kalmayacak." -Affekt Mag