“Sizden biriniz bir münkeri gördüğünde eliyle düzeltsin. Ona gücü yetmezse, diliyle düzeltsin. Ona da gücü yetmiyorsa kalben buğz etsin. Bu ise imanın en zayıfıdır.”⁵
Sizden herhangi biriniz bir şerre, kötülüğe, fesada, muzura; Allah’ın hoşnut olmadığı bir amele denk geldiğinde “فَلْيُغَيِّرْهُ” onu tebdil etsin, değiştirsin, dışlasın, kenara çeksin. Ne ile? “بِيَدِهِ” eli ile yani gücüyle. Bu güç farklı farklı olabilir. Bu güç ekonomik güç olur. Bu güç siyasi güç olur. Bu güç bir liderlik, sözü geçme, nazi geçme olabilir. Elde nasıl bir güç varsa o güç o kötülüğün izalesi için kullanılmalıdır. Bu müminlerin üzerine vecibedir. “وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعًا - Hepiniz Allah’a tevbe edin.” ayetinin davet ettiği tevbe budur. Hepiniz günah zeminini, ayağınızın kayıp da günaha düşebileceğiniz ortamları bertaraf edin.
“فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ” Eğer bunda muktedir değilseniz, böyle bir güce sahip değilseniz; bir enerjiniz, mevkiniz, makamınız, rütbeniz yoksa “فَبِلِسَانِهِ” o zaman dilinizle mücadeleye devam edin...
Aslında bu gücü, enerjiyi insana kazandıracak olan şey temelde inanç ve idealdir. Eğer Müslümanın ideali, Allah adına belirlediği, çıtayı koyduğu bir hedefi, meşru bir gayesi yoksa o Müslümanın gücü yoktur ve hiçbir zaman da elde edemez. Etse de nerede kullanacağını, o güçle ne yapacağını bilmediği için zayi edecektir. Böyle bir insana, böyle insanlardan oluşan topluluklara da Allahu Teâlâ belki de güç vermeyecektir. İdeali, gayesi, has bir kastı/niyeti olan mutlak bir fırsatını yakalayacak o gücü elde edecektir. Yeter ki bu noktada azmi olsun...
Buna muktedir değilseniz “فَبِلِسَانِهِ” o zaman dilinizle mücadeleye devam edin, söyleyin. “Ya dilimizde tüy bitti!” Bitsin... Dilinde ne biter bitsin, onun kötü olduğunu söyle... Bu mesele sadece dil ile