Aziz, sıddık kardeşlerim! Kastamonu'da ehl-i takva bir zât, şekva tarzında dedi: "Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim." Ben de dedim: Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enaniyet ve fâni zevkleri aramamak ile uçmuşsun. Evet bir ehemmiyetli ihsan-ı İlahî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir.. tâ ucb ve gurura girmesin. Kardeşlerim! Bu hakikata binaen, bu adam gibi düşünen veya hüsn-ü zannın verdiği parlak makamları nazara alan zâtlar, sizlere bakıp içinizde mahviyet ve tevazu ve hizmetkârlık kisvesiyle görünen şakirdleri âdi, âmi adamlar görür ve der: "Bunlar mı hakikat kahramanları ve dünyaya karşı meydan okuyan? Heyhat! Bunlar nerede, evliyaları bu zamanda âciz bırakan bu kudsî hizmet mücahidleri nerede?" diyerek dost ise inkisar-ı hayale uğrar, muarız ise kendi muhalefetini haklı bulur. Said Nursî Şualar - 317
"Ehl-i sefahet ve dalalet, dünyada dahi bir manevî cehennem içinde azap çekerler ve ehl-i iman ve salahat, dünyada dahi bir manevî cennet içinde, İslâmiyet ve insaniyet midesiyle ve imanın tecelliyat ve cilveleriyle, manevî bir cennet lezzetleri tadabilir, belki derece-i imanlarına göre istifade edebilirler..."
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İman nurunu başkalarından esirgemeye imkân yoktu.
Sayfa 496
Alıntı
Bugüne kadar yüzotuzu bulan bu risaleler tamamen âhiret ve iman bahislerine ait olup, siyasetten ve dünyadan kasdî olarak bahsetmez.
Sayfa 496
Alıntı
"Eûzü billahi mineşşeytani vessiyase" yani, "Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım"
Sayfa 496
Alıntı
24.06.2026
Kendim bu vatanın bir öz evlâdı; ve bu Türk Milletinin bir ferdiyim. Dindârlık ve Müslümanlığın telkîn ettiği fazîletkârlığın hakîkaten meftunuyum. İyi olmak, ve iyilik edenleri sevmek, ve iyi olanlarla arkadaşlık etmekle iftihâr ederim. Daha bu gibi yüksek seciyeler arkasında koşan bir ferdim. On iki seneden daha evvel, Hâlikımın lütfuyla Bedîüzzamân Hazretleri’ne vâsıl olmuş ve eserlerini okumuşum. Müslümanlık dininin pek büyük kudsiyetine ve pek yüksek fazîlet telkîn ettiğine, o eserleri okumakla muttali‘ oldum. Âsâr-ı Nûrun ve müellifinin, bu milletin iki hayatlarının saâdetlerine çalıştıklarına o kadar bâriz delîller gördüm ki: bu delâil karşısında hayrân olmamak elden gelmiyor. (Ahmet Hüsrev Altınbaşak)
Sayfa 340·Kitabı okuyor