Suat

Hayat bizi harala gürele yaşamaya zorluyor . . . Peki, felsefenin bu konuda bize bir yardımı dokunabilir mi? Le panache. Kartezyen felsefenin önerisi işte bu: İyi yaşamak için dolu dolu yaşamak gerekir. Kişinin öncelikle kendine karşı cömert davranarak yaşamasıdır bu. Büyük görmek, büyük hesaplamak, hayatı bir çay kaşığıyla tartmamak, her şeyde kararlı ve sağlam durmak gerekir. Burada girişkenlikten ziyade, cesaret ve risk almanın bir karışımından oluşan, geniş bir vizyon ve harekete geçme iradesi sahibi olmayı gerektiren ve Descartes'a bakılırsa kötülüklerin en büyüğü olan "kararsızlığı" mağlup etme duygusunu da bünyesinden barındıran "cüret" söz konusudur. Eylemlerimize ve yaşamımıza eşlik eden cömertlik bir tür "aşırılık" gerektirir: Nitekim asla pes etmeme iradesini geliştirebilmek için ölçülülükten öte bir tutku şarttır. Israrla devam etmek ve sonunda iz bırakmak; gerçekleştirdiğimiz eylemlerin her birine irademizin mührünü vurmak; başarısız da olsak, yoldan da sapsak yaptığımız tercihlerde kendimizi görmek.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Reklam
Felsefe bahçecilik ile okuma kulübü arasına yerleştirilebilecek bir boş zaman uğraşı, bir çeşit hobi olamaz; dediğim gibi, varoluşun taşıdığı tehlike ve vahşetle yüzleşme cesareti istemesi hasebiyle boğa güreşine benzeyen yanları daha fazladır.
Ruh varoluşu bizim için bir soruya ("Kimim ben?") ve aynı zamanda bir reçeteye dönüştürür: Biz öylesine [var] değiliz, [var] olmalıyız. Ruhumuzun olmamızı vazettiği şeyi olmalıyız. "Kendini bil" aynı zamanda "olman gereken kişi ol" ile eşdeğerdir, "olduğunu bildiğin ruh ol." Dolayısıyla aksi kanıtlanana dek biz, varoluşun tamamen bir hikaye olduğu, varlığın bariz olmadığı tek varlığız. Sadece harekete geçtiğimiz, tercihler yaptığımız, kararlar aldığımız için değil, ayrıca var olmak bizim için bir olgudan çok, bir çağrı, bir görev, bir amaç olduğu için de böyledir.Çünkü var olmak zahmetsiz bir gösterge değildir ve temel bir endişeyi de besler: Kim olmalıyım? Kim olmayı ummalıyım?
İşte bu yaratıcı kişi, bir anlamıyla trajik filozof, kavramlarla, coşku içinde “dans edecektir. Yaşamayı onaylayacak, onaylarken yaratacaktır. Bu onaylamada, yalnızca coşku değil, acıyı da olduğu gibi alacak, acıyı ve coşkuyu olanca derinliğiyle yaşayacaktır. Yürünmemiş yolda yürüyecektir. Dehşetli bir patlayıcıdır o. Yaratır, ileri sürer, biçimler, şekil verir, yener ve ister. Varlıkla Dionyssosça coşkuyla ilişkiye geçmek ister.