"Vakit gelmişti, müezzin yine şerefeye çıkmış yine ezan okuyordu, yine yanlış okuyordu. Durumu protesto etmeliydim. Herkesin namaza durduğu anda minarenin dik merdivenlerinden şerefeye çıktım. Ezanımı kendim okumak istedim. Bu benim en tabii hakkımdı. Sol böğrümdeki desteyi yüksekten yele verdim, savurdum. Yanlış ezan okuyan müezzine, yanlış adrese mektup götüren müvezzie, yanlış teşhis koyan doktora, geçerken uğrayanlara inat secdeye kapandım. Herkeslerden farklı olsun istedim gidişim, herkeslerden farklı oldu. Sahibine en yakın yerde iade etmek istedim emaneti ve kapandım. Dışarı çıkan cemaat şaşkınlıkla temaşaya koyuldu. Onların böyle bir temaşaya bu denli teşne olduklarını olduğunu biliyorum. "Yanlış, yanlış, yanlıış" diye avazım çıktığı kadar bağırdım ama nafile. Cemaat bildiğini, imam bildiğini, müezzin bildiğini okudu. Herkes kendi bildiğini okuyunca bana yapacak bir şey kalmadı. "