Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel kitabında o zamanların Sarı-Özek’ine gidiyoruz. Birden çok hikaye görüyor gerektiğinde geçmişten kesitler ile bunları pekiştiriyoruz. Hikayemiz Yedigey’in sıkı dostu Kazangap’ın ölümü ile vuku buluyor. Yıllardan beri istasyonda çalışmış Kazangap -bizler ne kadar fark etmesek de- olayların üzerine kurulduğu bir taban niteliği taşıyor.
Kitap içerisinde Ana Beyit Mezarlığı, Raymalı Aga, Sarı-Özek, iki devletin ortak bir şekilde kurduğu gizli üs, güçlü deve Karanar ve Abutalip ile ailesine sıkça değiniliyor. Ana Beyit Mezarlığı Sarı-Özek ve çevresindeki halkların kutsal mezarlığı sayılıyor.
Geçmişte etkin olarak rol oynayan Juan-Juan’ların mankurt yaptığı bir adamın hikayesi ile Ana Beyit ortaya çıkıyor. O zamanlar savaş esnasında esir düşen yiğitin annesi, oğlunun cesedini bile bulamadığı için çok hüzün içerisinde idi. Bu sebeple oğlunun öldüğünü bir türlü kabullenemiyor kendi dünyası içerisinde yaşadığını savunuyordu. Günlerden bir gün, birkaç adam mankurt edilen birini gördüklerini ve onunla konuştuklarından bahsetti. Anne bunun üzerine içine düşen kuşkuyu durduramayarak, bu mankurtun oğlu olabileceğini düşünerek çöle gitti ve mankurtu aramaya başladı. Hakikaten bu mankurt üzgün annenin oğlu çıktı. Bu anne, oğlunu bu halde görünce türküler yaktı, ağıtlar söyledi. Ortaya çıkan bu ağıt ve türküler halk arasında dilden dile konuşuluyor lakin ne yazık ki annenin sonu iyi bitmiyor. Mankurt oğlunun yaptığı kötülük yüzünden Ana Beyit Mezarlığı var oluyor.
Bunların yanı sıra sevdiğine kavuşamayan ünlü ozan Raymalı Aga’nın da hikayesi yer buluyor. Yaşının geçmişliğine aldırmadan gerçek aşkını bulan Raymalı Aga’yı, çok yakın bir akrabası engelliyor. Bunun sonucunda bir aşk soluyor.
Üçüncü olarak, iki devletin birlikte kurduğu gizli üs