9/10
·98 syf.··
2026 36. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:35
Tıp dehası Ignaz Semmelweis'ın hayatını yazmış Louis-Ferdinand Celine, ki aslında bu, yazarın tıp fakültesindeki bitirme teziymiş... daha sonrasında edebi bir dille basılmış. Çok ilginç, kadın doğumda 19. yüzyılın ortalarında lohusa humması denen bir salgın var ve ölüm oranları bayağı bir yüksek. %30-40 civarı bir risk var çoğu doğumhanede... kadınlar yok yere ölüyormuş. Doktorlar sürekli havadan, sudan ya da yenilen şeylerden deyip bir türlü çözüm getirememişler. Hatta mesele çan sesinden kaynaklanıyor, kadınların duygu durumunu etkiliyor demeye kadar gitmiş... Semmelweis ise bunu sindirememiş ve parçaları zaman içinde birleştirip sebebini bulmaya çok yaklaşmış ama üslubu ve dehası yüzünden asistanı olduğu hocalar tarafından kıskanılmış hatta nefret edilmiş. Daha mikroskobik keşifler ortada yok, mikrobun ne olduğu bile bilinmiyor. Buradan itibaren biraz spoiler olabilir. Semmelweis göremiyor ama art arda doğum yaptıran doktorların/ebelerin ellerini yıkamamasının yani dezenfekte etmemesinin bu enfeksiyon ve ölümlere sebep olduğunu öne sürüyor. Kıyametler kopuyor herkes onu suçluyor ve hatta görevinden alınıyor. Bu kadar basit bir gerçeği bile görememek... adam en son deliriyor tabii. Kendi çağında takdir edilmeyen yüzlerce dehadan sadece biri Semmelweis... Celine'in Nazi sempatizanı olduğunu öğrenince biraz şok geçirdim fakat sanat için okuyacağızdır mecbur. Gecenin Sonuna Yolculuk ve Taksitle Ölüm. Bunlar aklımda. Herkese iyi okumalar.
Edebiyat
SemmelweisLouis Ferdinand Celine · Jaguar Kitap · 2024212 okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:23
Çok yemek, Allah'tan gafil olmanın ve haddi aşmanın kaynağı ve başlangıcıdır. Bu bakımdan nefis, açlıkla uysallaşıp kırıldığı kadar başka hiçbir şeyle uysallaşıp kırılmaz. Aç kalan nefis, sahibine karşı sakinleşir ve ondan korkar. Acizliğini ve zelilliğini anlar. Zira kuvveti zayıflamış, elinden kaçan birkaç lokma yüzünden hileleri oldukça daralmış, içemediği bir yudum sudan dolayı da dünya kendisine zindan kesilmiştir. İnsanoğlu nefsinin zelilliğini ve acizliğini anlamadıkça mevlasının izzet ve kahrını göremez. Asrının müceddidi Hüccetü'l-İslam İmam Gazali bu kitabında "nefs, gurur, kibir, şükür" kelimelerini merkeze alarak, bu kelimelerin mahiyetini özelliğini, kime ve neye nasıl yönlendirilmesi gerektiğini açıklıyor.
Ben Nefsimi Temize Çıkarmamİmam Gazali · Nesil Yayınları · 2024155 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hem düşündüren hem gülümseten bir eser.
Puan vermedi·144 syf.··
2026 182. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 08:57
Aziz Nesin'nin dil ustalığı ve gözlem yeteneği, bu kitapta da kendisini gösteriyor. Ülkemizin sosyal yapısını ve siyasi atmosferini, mizah bil dide eleştirirken aynı zamanda bizleri hem düşündürüyor hem güldürüyor. Kitaptaki hikayeler kısa ve öz. Günlük hayatta karşılaştığımız absürd durumlar Aziz Nesin'nin kaleminden mizahi bir şekilde aktarılmış.
1000Kitap
Havadan SudanAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2015828 okunma
Puan vermedi·704 syf.·
2026 28. kitabı
İnsan bazen kendi içine bakmaya korkar ya, hani o kimseye söyleyemediği, kendine bile itiraf ederken duraksadığı anlar vardır. Bir insanın, sırf sınırlarını görmek, "ben herkesten farklıyım, yukardayım" diyebilmek için ne kadar ileri gidebileceğini düşünün. Tam o sınır çizgisinde, insan kalabilmekle her şeyi yakıp yıkmak arasındaki o incecik bağ koptuğunda, geriye sadece o yalın acı kalıyor. ​Dünya zaten haksızlıklarla doluyken, bir de insanın iç dünyasında kurduğu o adalet terazisi var. Kafada büyütülen bir düşüncenin peşinden gidip, işe yaramaz ve zararlı birini ortadan kaldırmanın iyi bir şey olacağına kendini inandırmak... Bu düşünce başta ne kadar güçlü, ne kadar mantıklı görünürse görünsün, o ilk geri dönüşü olmayan adım atıldığı an her şey darmadağın oluyor. Asıl mesele o planı gerçekleştirmek, o cesareti göstermek değilmiş meğer. Asıl mesele, her şey bittikten sonra o sessiz, dar odada kendi kalp atışlarını dinleyerek sabahı edebilmekmiş. İnsan, zihninde büyüttüğü o fikrin altında öyle bir eziliyor ki, kendi eliyle ördüğü duvarların arasında her gün yeniden canından can gidiyor. Sokaklarda yürürken, üstünde kimsenin bilmediği o ağır sırrın yükü, her an birisi arkasından seslenecekmiş gibi gelen o korku, dışarıdaki hayattan çok daha gerçek, çok daha can yakıcı bir hal alıyor. ​Bu süreçte insanı bitiren şey polis korkusu ya da hapse girme düşüncesi de değil. İnsan kendi içinde öyle bir duvara tosluyor ki, oradan kaçış yok. Çevrendeki insanların normal konuşmaları, havadan sudan sohbetleri, sana öylece bakıp geçmeleri bile bir süre sonra o gizli günahı yüzüne vuran bir tokat gibi gelmeye başlıyor. Kendini herkesten üstün gören o kibirli kafa, yavaş yavaş yalnızlığın, tek başınalığın en dibine çekiliyor. İnsanlardan kaçmak, sevdiklerinden uzaklaşmak, aslında o uzak
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Puan vermedi
Bugün masamda Riley Black’in nefis kitabı "Dünya Yeşilken"var. Her gün yanından geçip gittiğimiz o tek bir yaprağın, penceremizin önündeki çiçeğin ya da gölgesinde soluklandığımız ulu ağaçların arkasındaki milyarlarca yıllık sessiz devrimi düşünmek, doğanın o muazzam yaratıcı gücünü masama kadar taşımış gibi hissettiriyor. Riley Black, gezegenimizin bugünkü çehresini borçlu olduğumuz bitkilerin yeryüzünü ele geçiriş hikayesini o kadar büyüleyici bir dille anlatmış ki, kitabı elimden bırakmak pek mümkün olmadı. Kitap bizi Dünya’nın henüz sadece taş, çorak toprak ve sudan ibaret olduğu o eski, gri-kahverengi dönemlerine götürerek açılıyor. İlk ilkel alglerin sudan karaya çıkma cesaretinden, devasa eğrelti otu ormanlarının zamanla kömür yataklarına dönüşmesine; ilk tohumun icadından, çiçekli bitkilerin yeryüzünü rengarenk bir sahneye çevirmesine kadar uzanan devasa bir zaman dilimine şahitlik ediyoruz. Burada beni en çok etkileyen detay, bitkilerin sadece arkada duran pasif birer dekor olarak değil; iklimi şekillendirmesiydi. Yazar, bitkiler ile diğer canlılar arasındaki o hayranlık uyandırıcı bağları da harika bir şekilde mercek altına alıyor. Örneğin bitkiler karadaki ilk adımlarını atarken en büyük destekçilerinin mantarlar olduğunu, aralarındaki o mikoriza bağları olmasaydı bugün bildiğimiz anlamda canlı bir toprak ve bitki örtüsünün belki de hiç var olamayacağını öğreniyoruz. Sonrasında çiçeklerin ortaya çıkışıyla birlikte, tozlaşma için böceklerle girilen o büyüleyici ortaklık da doğanın en güzel uyum hikayelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Doğanın bu bencil olmayan, aksine uyum sağlayan, paylaşan ve sürekli dönüştüren gücünü okumak, bana onun yaratıcı ve besleyici yüzünü bir kez daha derinden hissettirdi.️ Riley Black bir bilim yazarı ama dili kuru bir
Dünya YeşilkenRiley Black · İrene Kitap · 20263 okunma
ASIL NAMUSSUZ KİM?
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 17:33
Hiç düşündünüz mü: Bir kadın bedenini sattığında suçlu oluyorsa, onu buna mecbur bırakanlar neden masum sayılıyor? Ve bedenini satın alanlar neden yargılanmıyor? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Çok öfkeliyim… Duyguluyum, düşünceliyim… Okurken elimi ayağımı titreten, bu kadar da olmaz dediğim ama çok daha fazlalarının olduğunu bildiğim, beni inanılmaz etkileyen bir kitabı inceleyeceğim: Sıfır Noktasındaki Kadın Aylar önce Pınar Kür ’ün Asılacak Kadın kitabını okumuştum ve o kadar etkilenmiş o kadar etkilenmiştim ki bırakın inceleme yazmayı üzerine cümle bile kuramamıştım. Şimdi bir cesaret yine benzer bir kitabı okudum ve yine benzer duyguları hissettim. Ama bu sefer gücümü toplayıp üzerine bir şeyler yazmak ve içimdekileri dökmek istiyorum. Kitabın yazarı Mısırlı bir psikiyatristtir. Ülkesindeki Kanatır Cezaevinde kadınlarda nevroz hastalığıyla ilgili araştırma yapmaya başlamış ve Firdevs isimli bir idam mahkumu ilgisini çekmiş. Firdevs kendini savunmayan, hiçkimseyle görüşmeyen, devlet başkanına af dilekçesi yazmayı bile reddeden, adeta ölüme gururla yürüyen birisidir ve bu durum yazarımızın inanılmaz ilgisini çeker. Firdevs onun görüşme talebini defalarca reddetse de sonunda Seddavi ile görüşür ve anlattıklarını yani hayatını incelemesini yaptığım kitapta kendi ağzından okuruz… Evet arkadaşlar, bu kitabın içinde zerre kurgu yok. Okuduğumuz her şey tamamen yaşanmış; yüzbinlerce kadının geçmişte yaşadığı ve günümüzde bile benzerlerinin hâlâ yaşandığı bir hikaye… O yüzden bu kadar tesirli… Empati becerisi yüksek, kadın haklarına değer veren erkek okurlar da eminim çok etkileneceklerdir fakat bir kadın olarak ben tüylerim diken diken, yüreğim sıkışarak, iğrenerek, tiksinerek o iğrenç yaratıkların Firdevs’e dokunduğunu hissederek ve aklım almayarak okudum. Kadın olmak çok zor
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma