Ahmet Ümit, dokuz ayrı hikayeden oluşan Aşk Köpekliktir adlı eserinde okuru tek bir anlatının sınırlarına hapsetmek yerine aşkın kırılmış, dağılmış ve birbirinden bağımsız halleriyle baş başa bırakır.
Yazar; Aşk bir Mucizedir, Kafi Delildir Aşk, Aşk Çözümsüz Bir Problemdir, Aşk Bir Cinayettir, Aşk Bir Düellodur, Aşk Bir Yanılsamadır, Aşk Bir Özentidir, Aşk Bir Ütopyadır ve Aşk Köpekliktir diyerek duyguyu tek bir tanıma indirgemek yerine parçalara ayırarak çoğaltır. Ancak bu çoğalma bir netlik yaratmak yerine, duyguyu daha da belirsizleştirir. Çünkü parçalanan her unsur, aslında bütün sandığımız şeyin gerçekliğini sorgulatır. Eğer aşk, her deneyimde başka bir parçaya bölünüyorsa, gerçek aşk dediğimiz o bütünlük aslında hiç var olmamış olabilir mi ? Peki aşk bir bütünse, nasıl tanımlanabilir ?
Belki de bu bir tesadüf değil, aşkın varoluşsal bir hilesidir. Aşk çoğu zaman iki insanı kapsayan bir kavram olarak ele alınır, oysa içeriden bakıldığında, daha çok bireysel bir eksikliği tamamlama çabasıdır. İnsan, kendi içindeki boşluğu başka bir insanda bulduğunu fark ettiğinde, buna aşk adını verir. Kime aşık olduğumuz sorusu da burada anlam kazanır; insan genellikle kendinde eksik gördüğü ya da henüz tamamlayamadığı özellikleri bir başkasında gördüğünde ona çekilir. Bu bir seçim değil, mantığın devre dışı kaldığı bir ihtiyaçtır. Bu yüzden doğru insanı bulmak zordur. Çünkü bu sadece karşıdakini tanımakla değil, kendi boşluklarımızı ne kadar tanıdığımızla ilgilidir.
Konu aşk olunca, ne iyi olanın bir garantisi vardır ne de iradenin bir hükmü. Aşık olmak bir seçim değil, seçme hakkının elden gidişidir. İnsan ulaştığı her noktada yeni bir eksiklik hisseder; çünkü aslında bir başkasını değil, kendi içindeki o boşluğu arar. Bu yüzden yazara göre aşk bir mutluluk arayışı değil,