sudenezir

sudenezir
@sudenezir
Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen. -Şeyh Galip
lisans
izmir
281 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Esin, hastaların "misafir", hemşirelerin "abla", başhekimin ise "baba" diye adlandırıldığı tuhaf bir akıl hastanesinde uyanır. Buraya neden ve nasıl getirildiğini hatırlayamayan genç kadın, önce isyan etse de zamanla kurallara uyarsa daha az zarar göreceğini anlar. Elinden geldiğince uyumlu görünmeye çalıştığı süreçte bir yandan bu acayip "Ev"in sırlarını çözmeye, bir yandan da buraya neden ve nasıl getirildiğini öğrenmeye uğraşır. (Kitabın arka kapak yazısından alıntıdır.) İlk öncelikle hastaneye neden ev hastalara misafir, hemşirelere abla, abi, başhekime ise baba hitaplarını kullanmış Nermin Yıldırım buna yine kitaptan bir alıntıyla göz atalım: - "Başlangıçta, tercihe bağlı kullanabileceğimiz bir fikir olarak doğdu, sonra hızla kaideleşti. Artık hastalara hasta dememiz yasak, iyileşmelerine menfi tesiri oluyormuş. Burası da hastane değil, Ev; kendilerini daha sıcak bir atmosferde hissedebilmeleri içinmiş. İlk duyduğumuzda hepimiz, insan misafir olduğu evde kendini ne kadar rahat hissedecek ki, diye düşünmüştük. Ama Hayrullah Bey(başhekim yani baba) akıllı adam; meğer tedavi ümitlerini çürütmemek, buradan çıkıp gidebileceklerine dair inançlarını zedelememek için bilhassa misafir sözcüğünü seçmiş."(sayfa 49) Kitapta bir çok konuda olan metaforik anlatım burada sistem eleştirisiyle başlıyor diyebiliriz aslında. Roman,hep ikilikler üzerinden ilerlemekte. Kitabın ana karakterleri ve anlatıcıları olan Rikkat ve Esin başta olmak üzere her şeyin zıttıyla anlatıldığı bir kurgu söz konusu. Rikkat geçmişe bir perde aralarken Esin geleceğini sorguluyor. Dışarıdakiler ve içeridekiler, normal ve anormal-burada ayriyeten bir parantez açmak isterim Nermin Yıldırım normal ve anormal hakkında şunu söyler: "Normal nedir? Birinin anormal olduğuna hangi normaller karar verir ve
Edebiyat
MisafirNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20252,975 okunma
Reklam
8/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazı anneler evlatlarını evlendirecekleri zaman onların düşüncelerini önemsemez, yalnız kendi arzularına göre bir gelin veya damat seçer, bencilce bir inatla, bütün güçlerini kullanarak istediklerini yaptırır, çocuklarını bedbaht ederler. İşte o çocukların bedbaht oldukları zaman annelerine sövmeye razı olmayarak üzgün ve serzenişler icinde, acı acı bir "Ah, anne!" deyişleri vardır... Roman yeni ve eskinin çatışmasından doğup, bunu başta anne-oğul ilişkisi olmak üzere, kadın hakları, evlilik, din, çağdaşlaşma gibi birçok konu üzerinden işlemektedir. Ana karakterlerimizden biri olan Nedim, çağdaşlaşma yolunda önemli adımlar atmak isteyen ve hayatını da bu doğrultuda kurmak isteyen bir gençken, annesi Nazime Hanım daha mutaassıp ve muhafazakar görüşlü, oğlunun gelenek ve göreneklere mütemadiyen bağlı yetişip büyümesini isteyen ve ilerleyen süreçlerde de evliliğini de bu bağlamda gerçekleştirmesini isteyen bir karaktere sahiptir. Peki bu noktada karakterlerin özgürlük arayışları, yani kendi istekleri mi baskın çıkacak yoksa vefayla ve sevgiyle bağlı oldukları insanların düşünceleri ve istekleri mi? Yer yer keşke daha farklı ilerleseydi dediğim kısımlarla birlikte genel olarak hem kurgusu hem bulunduğu döneme ışık tutması hem de Fazlı Necip'in edebiyatı vesilesiyle okuması cok keyifli bir eser oldu.
Edebiyat
Ah, AnneFazlı Necip · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,040 okunma
8/10
·229 syf.··
Beğendi
·
2024 24. kitabı
Hiç aklımda olmayıp ama bir şekilde beni kendine çeken kitapları alıp okuduğumda çoğu zaman müthiş bir iştahla bitirmiş olduğumu fark ediyorum. Bu kitabı bitirince de aynı şeyi yaşadım. Çok dolu dolu bir okuma oldu benim için. Selim İleri'nin hazırlamış olduğu İlkgençlik Çağına Öyküler kitabının ilk cildi birçok güzel yazarla tanışmama ve bu sayede çoğu yazarın diğer eserlerini de merak etmeme vesile oldu. Daha önce eserlerini okuyup çok sevdiğim isimlerin bilmediğim öykülerini okumak da ayrıca onları uzun süredir okumadığımı ve özlemiş olduğumu fark ettirdi. Sabahattin Ali gibi Sait Faik gibi. Hiç ismini dahi duymadığım yazarlarla tanışmak da ayrıca keyiflendirdi. Umran Nazif Yiğiter mesela daha önce hiç duymamıştım ismini ama 'Süslen Berberi' öyküsünü çok sevdim. Abdülhak Şinasi Hisar gibi merak ettiğim ama dilinden ötürü çekindiğim birkaç yazar vardı. Onları okumak kolay olmasa da -diğer öykülerin diline göre biraz daha ağdalı bir dile sahip olması sebebiyle- müthiş bir edebi zevk alarak okudum. Diğer eserline mutlaka bakacağım. Diğer eserlerine mutlaka bakmak istediğim yazarlara Halikarnas Balıkçısı, Refik Halit Karay, Samet Ağaoğlu(kitaptaki 'Sokak' öyküsünü ayrıca çok sevdim),Ziya Osman Saba'yı da(diline hayran kaldım) eklemek isterim. Öyküler genel olarak aynı dönemlere ait olduğundan -yani 19.yy sonları 20.yy başları- benzerlikler görmek çok olası. Ve özellikle de duyguların hakim olduğu öyküler bu öyküler. Özlem, yalnızlık, yoksulluk... Lise çağında olan arkadaşlarıma da ayrıca tavsiyem olsun. Keyifli okumalar:)
Edebiyat
İlkgençlik Çağına Öyküler - 1Selim İleri · Yapı Kredi Yayınları · 1992313 okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
Yine bir London klasiği. Vahşi yaşam, çetin şartlar, insanların acımasızlığı kuzey-güney toprakları ve bu topraklar arasındaki farklar, kendi benliğini bulma çabası... Bana Beyaz Diş'i hatırlatması sebebiyle zannediyorum çok özel bir kitap oldu. O da okuduğum ruh hali ve dönem itibariyle çok özeldi çünkü. Uzun zamandır göremediğim arkadaşlarımı görmüşüm gibi hissettim Çok akıcı ve ince de bir kitap zaten. Bir oturuşta bitebilir. Jack London hiç okumadıysanız başlangıç kitabı da olabilir ayrıca. Ama Jack London severler bu kitabını henüz okumadıysa mutlaka okumalı. Yayınevinden daha önce bir kitap okumamış olduğum için çeviri konusunda biraz tereddüt etmiştim ama gayet güzeldi bence. O yüzden gönül rahatlığıyla tercih edilebilir. Keyifli okumalar
Edebiyat
Vahşetin ÇağrısıJack London · Panama Yayıncılık · 202143,1bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
Felsefeyi Takdimimdir için felsefeye giriş niteliğinde bir kitap diyebiliriz diye düşünüyorum. Yazarımız Fransız düşünür Andre Comte Sponville, bu kitapta ahlak, siyaset, sevgi, aşk/ölüm, bilgi, özgürlük, Tanrı, ateizm, sanat, zaman, insan ve bilgelik konularını toplam 12 başlık olarak inceleyip bizlere aktarmış. Gerçekten her bölümü-ki bazı bölümlerde sunulan fikirler benim fikirlerimle uyuşmasa dahi( ki zaten felsefe böyle bir şey:))-büyük bir keyifle okudum. En sevdiğim şeylerden biri yazarın birçok önemli düşünürün(Montaigne, Seneca, Freud, Diderot, Spinoza, Hegel, Nietzsche, Platon, Rousseau, Aristoteles gb.) fikirlerine yer vererek bu başlıkları açıklamasıydı ki böylelikle felsefenin daha kült eserlerine geçiş için bir temel oluşturmuş oldu. Bir diğer değinmek istediğim konu da çeviri. Gerçekten bana kalırsa muazzam bir çeviriydi. Çevirmeni Sıdıka Seza Yılancıoğlu. Kendisinin "Yaşar Kemal'in Yapıtlarında Türkiye'nin Toplumsal Değişimi" adlı bir doktorası varmış. Ve bu sebeple de bir diğer merak ettiğim çevirisi Yaşar Kemal, İnsanı, Toplumu, Dünyayı Kucaklamak oldu. Bir göz atmayı düşünüyorum bu esere de. Daha önce felsefe içerikli okumalar yapmadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Çok iyi eserler okuduysanız da keza çok seversiniz diye düşünüyorum. Bol düşündürücü okuması çok zevkli bir kitaptı benim için. İyi okumalar dilerim
Edebiyat
Felsefeyi TakdimimdirAndre Comte-Sponville · Opera Kitap · 2022209 okunma
Reklam