Böyle anlarda karşısında daima İstanbul'un Boğaziçi'ne hâkim bir tepesinde, Yıldız Sarayının bir penceresinde Boğaz'dan püfür püfür esen serin rüzgarlara kendini vermiş o müstebit padişah canlanır. Evet, yıldız sarayı bir kale gibidir. Salonlar yaldızlı, bahçeler cennet, rüzgarlar serinleticidir. Kapısında uşaklar sürü sürüdür. Ama memleket yanıyor. Memleket kan, ateş ve sefalet içindedir. Devlet ve millet hem birbirleriyle, hem kendi içlerinde kıran kırana boğuşmaktadırlar. Askeri, jandarması, ağası, eşkiyası, eşrafı, mütegallibesi, zalimi ve mazlumu ile bütün ülke boğaz boğaza, nefes nefesedir.