Dünyanın güçlülere ait olmasında şaşacak bir şey yoktu. Köleler, kendi köleliklerine saplantıyla bağlıydı. İş, önünde secde edip taşındıkları altın putuydu onların.
"... Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlandığım şeylerde modayı takip edecek değilim."
Rasulullah (s.a.s.):
"Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaşınca koltuğuna yaşlanmış durumdayken, 'Ben anlamam. Allah'ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız)' derken bulmayayım."
- İmam Şafii, er-Risale, sh.51.
"Evet, bir yaşamım vardı, gidiyor şimdi, uzaklaşıyor benden, durduramıyorum onu. Evet, öyle! Ne diye aldatıyorum kendimi? Ölmekte olduğumu, sorunun haftaların ya da günlerin sayısında olduğunu benden başka herkesin gördüğü apaçık ortada değil mi?..
Belki de şimdi... şu anda... Yani birden yok olacağım. Bir varmış, bir yokmuş... Demin buradaydı, şimdi orada!.. Nerede?"