...Bizde bu ruh ve ellerde bu düzen oldukça bizi vurmak da iş midir? Bİze sevdiğimiz havayı çalsınlar, ökselerine mukaddes bildiğimiz şeylerin yemini serpsinler, sırtımızdan nişan alındı demektir. Düşman bizim bu tarafımızı bizden iyi anlayan ve kullanandır. Böyle bir tuzağa o kurar, biz de ona düşeriz, düşeceğimiz için düşeriz.
"Söz konusu dürüstlük olduğunda bu özellik ayaklardan yukarı doğru çıktıkça azalmaktadır...
Biraz düşünecek olursanız, yüz ifadelerimizin aldatıcı doğasının kaynağını görebilirsiniz. Yüzümüzle yalan söyleriz çünkü çocukluğumuzdan itibaren bize öğretilen budur. Önümüze konan yemeğe içten bir tepki verdiğimizde, ebeveynlerimiz "Yüzünü bu hale sokma!" ya da "Yüzünü düzelt!" diyerek çıkışır... Ebeveynlerimizin -ve de toplumun- aslında bize söylediği, sosyal bir uyumanın sağlanması için yüzümüzü kullanarak gerçek hislerimizi saklamamız, insanları aldatmamız ve yalan söylememiz gerektiğidir. Dolayısıyla bu konuda iyi olmamız şaşırtıcı sayılmamalı.