Bir müellif, bir kitap yazıp yahut bir araştırma yapıp onu yayınlamaya çalışırken belli bir maksat güder. "Sanat, sanat içindir" ve "bilim, bilim içindir" yalanını bir kenara bırakın. Müellif, kitabını, düşüncesini insanlar arasında yaygınlaştırmak için yayınlar. Yani belli bir düşünceye çağıran propagandacıdır o!
Din hukuksuz kalıp yalnızca bir akide haline dönüşünce, o dinin bilginleri ve hukukçuları da "din adamları"na yani kahinlere dönüşürler. Kahinler de çok hızlı bir şekilde kul ile Rab arasında aracıya dönüşürler; bir çeşit kutsallıkları olur ve insanların kalpleri üzerinde otorite kurarlar... Ve böylece tuğyan başlar.
"Bir kez nereye bakmam gerektiğini anladığımda, artık bütün işaretler apaçık ortaya çıkmıştı ve kaçırmanın imkânı yoktu. O andan sonra yolumu bulmakta hiç sıkıntı yaşamadım."