O'nun bize verdiği değerli emanetlerin kazandırdığı zinetin sürekliliğinden dolayı büyük sevinç duymalı, bizden geri aldığı nimetlerin kaybı yüzünden de üzüntüye kapılmamalıyız. Esasen, bizdeki nimetlerin tamamını geri alsa bile, yine de üzülmekten sakınmamız, hatta memnunluğumuzu sürdürmemiz gerekir. Zira bu memnuniyetimiz de Allah'a olan şükür borcumuzun ve bu şükrün O'nun rızasına uygunluğunun bir ifadesidir. Nasıl şükretmeyelim ki, Allah nimetlerinin en çoğunu ve en değerlisini, yani başkalarının el uzatamadığı, kimsenin bizimle paylaşamadığı nimetleri bizde bırakmıştır. Şu halde Allah'ın bizden geri aldıklarının bizde sürekli kalmasından memnun olsak bile, kendi kendimize dönerek şöyle demeliyiz: "Allah, nimetlerinin önemsiz olan az bir kısmını geri aldıysa da, ruhumuz (nefs) sürekli var olduğu sürece, pek çok nimetini bizde bırakmıştır."