sueda

Ona çare Allah’tandır, azıktan değil. Ona çare dindendir, tâğuttan değil. Aşağılık dünyadan ayrı kalamazken, “Ne güzel döşeyiciyiz!” [diyenden] nasıl ayrı kalabiliyorsun? Nazdan nimetten [uzak kalmaya] dayanamazken, kerem sahibi Allah’tan [uzak kalmaya] nasıl dayanıyorsun? Temiz ve pis olan şeylerden ayrı kalamazken, bunları yaratandan nasıl ayrı kalabiliyorsun?
c.II, 3056·Kitabı okuyor
1000k
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanlar aşkın mahiyeti üzerinde tam anlamıyla anlaşamadılar. Üzerinde çok kafa yordular, uzun inceleme yaptılar. Benim düşünceme göre aşk, ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesidir. Bu birleşme onların en yüksek temel ögelerinde meydana gelir. Bu birleşme ruhların yüksek konumlarındaki elverişli durumlara uygun bir biçimde ve bu durumların ruhun şekillendirdiği bütün içerisinde birbirlerine az veya çok yakın olmalarına göre meydana gelir. Beraberlik ve ayrılığın varlıkların birleşimi ve ayrışımıyla ilgili olduğunu biliyoruz. Her şekil kesinlikle kendine uygun olan şekli çağırır, onu arar bulur. Herşey misli mislinedir. Birbirine yakınlık duygusal bir iştir, apaçık etkileri vardır. Aramızda karşıtların birbirini çektiğini, hemcinslerin birbiriyle uyum sağladığını bilmeyen yoktur. Niçin aynı durumlar ruhlar için sözkonusu olmasın? Çünkü onların âlemi saf ve temiz bir âlemdir. Özü ahenkli bir şekilde yüceliğe dayanır. Kendisini oluşturan ilke onu, eğilimlere; yaklaşım ve uzaklaşımlara, sevgiye ve nefrete yaraşır hale getirir.
1000k
Aquinas'a göre, bir kelime (mesela "adil" kelimesi) hem yaratılmış bir varlığa hem de Tanrı'ya yüklemlendiği zaman, o kelime bu iki yüklemleme örneğinde, aynı anlamda (yani, tam tamına aynı anlamda) kullanılmaz. Ancak farklı anlamda (equivocally) (yani, tamamen iki farklı anlamda) da kullanılmaz. İlahi adaletle, insani adalet arasında bir bağlantı, Tanrı'daki bir nitelikle kişilerdeki bir nitelik arasında bir benzerlik vardır. Aquinas'ın belirttiği üzere, bu durum kelimenin benzer anlamda kullanılmasını sağlar. Aynı terimin iki farklı bağlamda benzer anlamda kullanılmasına müsaade eden şey farklılık içinde benzerlik ve benzerlik içinde farklılıktır.
Sayfa 364·Kitabı okuyor
1000k
Fransız mistiği Simone Weil, kendisinin ilk Tanrı tecrübesini şu şekilde tasvir eder: "Yoğun bir bedensel acı anında, kendimi aşkı hissetmeye zorladığımda, fakat o aşka bir isim vermeyi arzu etmezken, hiç de hazırlıksız bir halde (çünkü mistik yazarları hiç okumamıştım), insandan daha kişisel, daha kesin, daha gerçek olup, ne duyularca ne de tahayyülle algılanabilen bir hazır oluş hissettim."
1000k
Peygamber der ki: “Gelecekteki ödülden emin olan geçmişte iyilik yapar.” Bir iyiliğe yüz karşılık olduğunu bilen, bu amaçla hemen iyilikte bulunur.
c.III, 4095-6·Kitabı okuyor
1000k