sueda

sueda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·126 syf.·
4 günde okudu
·
2025 20. kitabı
İmam Gazali
9.2/10 · 889 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan deneyimli olabilmek ve tecrübe edinmek için mutlaka halkın içerisine girmelidir. Halkın yaşantılarını, hâl ve hareketlerini görmelidir ki, bir deneyim kazansın. Sırf akıl, doğal olarak din ve dünyaya ilişkin maslahatları bilmede yeterli değildir. Kişi, mutlaka birtakım denemeler ve çalışmalar yapmalı, bazı yollardan geçmeli ki, deneyim sahibi olabilsin. Eğer bir kimse tecrübeler yoluyla yoğrulmamışsa, onun uzlete çekilmesinde bir hayır ve yarar yoktur. Tecrübelerin en önemlisi, kişinin kendi nefsini, ahlakını, iç özelliklerini gözden geçirmesidir. İnsan bunları halvet hâlinde, yani uzlete çekilince, insanlarla bağlarını koparınca başaramaz, böyle bir tecrübe imkanını bulamaz. Bir kimsenin kendisini tenhada denemesi oldukça kolaydır. Çünkü kindar, öfkeli ve başkalarını çekemeyen bir kimse, yalnız yaşaması hâlinde, bu tür kötü özellikleri dışa vuramaz ki, "Ben tecrübeli ya da deneyimli biriyim" diyebilsin. Söz konusu bu kötü özelliklerin tümü bizzat insanı uçuruma götürecek ve yok edecek olan özelliklerdir. Dolayısıyla bir kimsenin yapayalnız yaşaması, içinde gizli kalan bu kötü özelliklerini tahrik edecek şeylerden uzakta bulunması hâlinde, kendisinin nasıl bir maden olduğu gerçeği ortaya çıkamaz. O madenin saflığı, toplum arasında yaşamakla belirir, ortaya çıkar. Bu tür kötülüklerle dopdolu bir kâlp düşünün; bu, tıpkı içte ur olmuş ve irinle dolmuş bir yaraya benzer. Böyle bir yara kendiliğinden harekete geçmedikçe veya başkası tarafından dokunulmadıkça belki acı vermez. Oysa o yaraya dokunacak bir el, onu görebilecek bir göz veya beraberinde onu harekete geçirecek herhangi biri veya bir şey olmadığı müddetçe, kişi çoğu zaman kendisini oldukça sağlıklı biri gibi görecektir. Herhangi bir yarasının olmadığını ve dolayısıyla orada birikmiş bir irin ve rahatsızlığın
Sayfa 105·Kitabı okudu
1000k
Hz. İsa (as)'a "Bugün nasıl sabahladın?" diye sorulunca, O: "İleride umduğunu alabilecek halde olmaksızın ve korktuğum şeylerden de sakınacak vaziyette olmadığım şekilde sabahladım. Şu anda amellerimin rehiniyim. Tüm hayır ve iyilik benim dışımda bir kudretin elindedir ve bu açıdan benden daha fakiri, ihtiyaç sahibi olanı da yoktur. işte böyle bir hâlde sabahladım." der.
Sayfa 49·Kitabı okudu
1000k
Veysel Karanî'ye: "Gecen nasıl geçti, nasıl sabahladın?" denildiğinde, "Tıpkı sabahlayan bir kimsenin aksama yetiştiğinde, sabaha tekrar yetişeceğini bilemediği, sabahlayınca da tekrar akşama erişebileceğini yine bilemediği biri olarak." karşılığını verir. Malik b. Dinar'a, "Nasıl sabahladın?" diye sorulması üzerine, o: "Eksilen bir ömür ve artan günahlarla." diye karşılık verir. Bir Bilge kişiye, "Nasıl sabahladın?" diye sorulur: Bilge, "Rabbimin verdiği rızıktan yiyerek ve fakat O'nun düşmanı iblise boyun eğerek sabahladım." karşılığını verir. Bilge bir kişiye, "'Geceni nasıl geçirdin, iyi olarak sabahlayabildin mi?" diye sorulunca, o da: "Yaşama arzusuyla ölüme rıza göstermediğim, nefsim adına Rabbimin benden hoşnut kalmadığı bir şekilde sabahladım." cevabını verir.
Sayfa 49·Kitabı okudu
1000k
Eğer bir kimse bu söylenen durumlara riayet ederek ve yanlışlarından sakınarak toplum içerisine girebiliyorsa, o zaman girsin; eğer bunu başaramayacaksa, o takdirde adının münafıklar listesinde yer almasına rıza göstersin. Çünkü eskinin büyük zâtları birbirleriyle karşılaştıklarında: "Geceyi nasıl geçirdin? Iyi bir şekilde sabahlayabildin mi? Nasılsın? Durumun ne hâldedir?" gibi sorulardan ve buna verilecek cevaplardan mümkün olduğunca kaçınırlardı. Onlar daha çok din ile alakah hususlarda birbirlerine sorular sorarlar, dünyayı ilgilendiren hususlardan ise sakınırlardı.
Sayfa 48·Kitabı okudu
1000k