sueda

Parlak, is gören kılıçlar olabilmek için insanların tıpkı kılıca su verilmesi gibi bir vetireden, bir süreçten geçmesi gerekir. Belki çoğunuz bunu tecrübeyle biliyorsunuz. Hani dşardan gelen bir etki ile, bir dayatma, bir zulüm ile sanki sizi bir ateşin içerisine sokmuşlar gibi hissedersiniz kendinizi. Sonra oradan çıkarırlar ve siz tam kurtuldum derken bir de bakarsınız, bir örsün üzerindesiniz. Biri bir taraftan, biri diğer taraftan vurdukça vurur. Çekiçler, balyozlar indikçe iner kafanıza. Siz öyle hissedersiniz. O sirada gözünüzdenakan birkaç damla yaş yangina, O ezilmeye eşlik eder. iste kr lcIn suyu budur. lyi su verebilirseniz, gözyaşlarınız haklı ve zamanlı ise, sonunda keskin kılıçlar olursunuz.
Sayfa 19·Kitabı okudu
1000k
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fuzûlî de her insan gibi topraktan yaratılmıştır. Bedeni topraktır, varlık ve vücut evi çamurdan karılmış, kerpiçten yapılmıştır. O hâlde, gözden akan yaşlar bu toprak bedende elbette yarıklar bırakacak, bağrını çizik çizik edecektir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
1000k
Zevk-i tîğından acep yoh olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bırağır rahneler dîvâra su "Ey Sevgili! Senin kılıcının zevkinden bağrım (gönlüm) çizik çizik olsa ne çıkar. Elbette böyle olacak; çünkü ne vakit toprak üzerinden su aksa, toprağın bağrını yarık yarık eder." Düşünün! Bu aşkı düşünün! Bu aşkın derinliğini düşünün. Hani Arafat meydanında, mahşer yerinde. Efendiler Efendisi "Ümmetim! Ümmetim!" derken size de bir kere bakıveriyor. Bu bakışı özleyerek insanın bağrı kaç bin defa yarık yarık olsa, ancak bu şiirde söylendiği gibi ifade edilebilir. Zevk-i tîğından denildiğinde, işte onun için bu bir zevk olur. "Acep yoh olsa gönlüm çâk çâk.." Yani demek istiyor ki, "Efendim; senin o bakışını özlediğim için, o özlem ile öylesine bağrım yarık yarık ki... Sular orada aktıkları yerde yarık yarık izler bırakır, "mürûr ilen bırağır rahneler dîvâra su."
Aşk yarası âşık için gıdadır ya... Burada acının insana bir zevk verdiğini görüyoruz. Azap kelimesinin kökü, azb kelimesidir. Azb, acı, elem demek olduğu gibi lezzet de demektir. Kur'an'da bu kelime "azbun furat" diye geçer, "tatlı su, lezzetli bir su" anlamında. O hâlde azap, aynı zamanda bir lezzettir. Montaigne'in dediği gibi, "Her lezzetin sonunda acı vardır ve her acı sonu da lezzete çıkar.
Sayfa 18·Kitabı okudu
1000k
Galib Bergusi ile Röportaj "Maalesef yöneticilerimiz zalim ve zorba, halklarımız ise uykuda. Ancak başlarına bir musibet geldiği zaman uyanır gibi oluyorlar ama aradan az bir zaman geçtikten sonra tekrar uyumaya devam ediyorlar. İslâm ümmeti düşmanların sömürgesinden böyle kurtulamaz. Kesinlikle mücadele edilmesi gerek. Bu dava için caddelerin, meydanların her gün doldurulması gerek. Zalim yöneticiler aleyhinde yürüyüşler düzenlenmeli. Susmakla, uyumakla bir yere varamayız. Ama gösterilere katılarak, sloganlar atarak tüm görevlerimizi yerine getirdiğimizi sanmayalım. Elimizden ne geliyorsa yapalım. Eli kalem tutanlar bu davayı yazsın. Hitabeti güçlü olanlar bu davayı konuşsun. Herkes bir şey yapsın; ama sakın sessiz kalmayalım! Çünkü sessizlik öldürür."
Sayfa 198·Kitabı okudu
1000k